Cumartesi Anneleri 1084'üncü hafta eylemi: 2026 kayıplarımıza kavuştuğumuz yıl olsun
Yazıyı Küçült (-) Yazıyı Büyüt (+)
1084 haftadır Galatasaray Meydanı'nda adalet arayan Cumartesi Anneleri/İnsanları, 2026 yılının ilk cumartesi gününde de gözaltında kaybedilenlerin akıbetini sordu. Açıklamayı okuyan Besna Tosun, "Takvimler değişse de kayıp yakınlarının bekleyişi değişmiyor" dedi.
Cumartesi Anneleri/İnsanları, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin cezalandırılması talebiyle sürdürdükleri eylemlerinin 1084'üncüsünü, 2026 yılının ilk cumartesi günü Galatasaray Meydanı'nda gerçekleştirdi. Kayıp yakınlarının yanı sıra eyleme Emek Partisi Milletvekili İskender Bayhan, CHP Milletvekili Okan Konuralp, Emek Partisi İstanbul İl Başkanı Sema Barbaros da destek verdi.
Eylemde yapılan ortak açıklamada, "2026, kayıplarımıza kavuştuğumuz, adaletin ve barışın tesis edildiği, insan onurunun kazandığı bir yıl olsun" denildi.
"Takvimler değişse de talebimiz değişmiyor"
Açıklamayı, 1995 yılında gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun'un kızı Besna Tosun okudu. Tosun, konuşmasına şu sözlerle başladı: "Bugün 2026'nın ilk cumartesi. Yeni bir yıla daha, gözaltında kaybedilen sevdiklerimizin akıbeti açıklanmadan giriyoruz."
Takvimler değişse de kayıp yakınlarının yaşadığı belirsizliğin ve adalet arayışının değişmediğini vurgulayan Tosun, "Takvimler değişse de kayıp yakınlarının bekleyişi değişmiyor; belirsizlik, acı ve adalet arayışı sürüyor. Kayıp yakınlarının hakikati bilme ve adalete erişme hakkı sistematik biçimde ihlal edilmeye devam ediliyor” ifadelerini kullandı.
Yeni bir yılın kendileri için yalnızca takvimsel bir değişiklik olmadığını ifade eden Tosun, "Bizler için yeni bir yıl, kayıplarımıza ulaşma umudumuzu, unutmama irademizi ve hafızayı diri tutma sorumluluğumuzu büyütmek anlamına geliyor" dedi.
Talepler tek tek sıralandı
Tosun, yeni yılın ilk haftasında taleplerini bir kez daha kamuoyuyla paylaştıklarını belirterek şunları sıraladı:
Zorla kaybetme dosyalarında etkili, bağımsız ve tarafsız soruşturmalar yürütülsün, sorumlular yargı önüne çıkarılsın.
Kayıp yakınlarının hakikati bilme hakkı tanınsın.
Galatasaray Meydanı'ndaki barışçıl toplanma hakkı üzerindeki Anayasa'ya aykırı kısıtlamalar ve mekân yasağı kaldırılsın.
Gözaltında kaybetme fiili, insanlığa karşı işlenen bir suç olarak tanımlansın; önlenmesine ve cezalandırılmasına yönelik yasal düzenlemeler yapılsın.
Türkiye, Birleşmiş Milletler Zorla Kaybetmelere Karşı Sözleşmesi'ni ve Roma Statüsü'nü imzalayıp onaylasın ve uygulasın.
“Bu mücadele toplumun adalet talebidir”
Açıklamanın sonunda Cumartesi Anneleri'nin mücadelesinin yalnızca kayıp yakınlarının değil, tüm toplumun adalet ve demokrasi talebinin ifadesi olduğunu vurgulayan Tosun, şu ifadeleri kullandı; "Hakikatle yüzleşmeden, adalet sağlanmadan ve geçmişin ağır insan hakları ihlalleriyle hesaplaşılmadan Türkiye barışa ve huzura kavuşamaz."
Tosun, 2026 yılına dair temennilerini ise şu sözlerle dile getirdi: "Dileriz ki 2026, kayıplarımıza kavuştuğumuz, adaletin ve barışın tesis edildiği, insan onurunun kazandığı bir yıl olsun. Yeni yılda da Galatasaray Meydanı'nda, hafızamızla ve ısrarımızla olmaya devam edeceğiz. Kayıplarımız bulunana kadar, failleri yargılanıp adalet sağlanana kadar vazgeçmeyeceğiz. Kaç yıl geçerse geçsin, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz."
“Her yeni yıla özlemimiz artarak giriyoruz”
Basın açıklamasının ardından söz alan, 1980 yılında gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren'in kız kardeşi İkbal Eren, "Dilerdik ki burada hepimiz için güzel bir yıl olsun ama bundan önce yaşadıklarımız hiç güzel olmadığından bu yılın da öyle olacağını düşünüyorum. Tam 46 yıl oldu; biz her yeni yıla özlemimiz daha çok artmış olarak giriyoruz. Bizim için her yeni yıl, belirsizliğin daha fazla yaşandığı bir yıl oluyor" dedi.
Tüm yaşananlara rağmen umutlarını koruduklarını ifade eden Eren, 2026 yılına ilişkin beklentilerini şu sözlerle dile getirdi: "Bu nedenle 2026 yılında her şeye rağmen umuyor ve diliyorum ki kayıplarımızın akıbeti açıklansın. Umuyor ve diliyorum ki arkamızdaki bariyerler kalksın, kayıplarımızla buluşma mekanımızda bu açıklamaları yapalım."
Galatasaray Meydanı'nın taşıdığı simgesel öneme dikkat çeken Eren, meydanın Cumartesi Anneleri için anlamını ise şöyle anlattı: "Galatasaray Meydanı bu ülkenin vicdanıdır. Kayıplarımızla buluştuğumuz mekandır. Hemen şimdi bariyerler açılsın, Galatasaray Meydanı'ndan açıklamalarımızı yapmaya devam edelim."
"Ne yaparlarsa yapsınlar Galatasaray Meydan'ından vazgeçmeyeceğiz"
Kenan Bilgin'in kardeşi İrfan Bilgin, "2026 yılına Galatasaray Meydanı'nda, utanç duvarının önünde giriyoruz. Daha önceki yıllarda bu meydana mumlar yakar, karanfillerle donatır, yeni yıla öyle girerdik. Ama ne yazık ki bu iktidar, bu sistem, gerçek yüzünü bu bariyerlerle gösteriyor. Utanmadılar, burayı kapattılar; bariyer koydular, polis koydular" dedi.
En sevdiklerini kaybettiklerini vurgulayan Bilgin, bayramların ve yılbaşlarının kendileri için eksik geçtiğini dile getirdi: "Biz en çok sevdiklerimizi kaybettik. Bizim bir yanımız bayramlarda, yılbaşlarında hep boş. Bu insanları anmak, sahip çıkmak bizim insani görevimizdir."
Taleplerinin yıllardır değişmediğini söyleyen Bilgin, mücadeleyi sürdüreceklerini şu sözlerle ifade etti: "Ne yaparlarsa yapsınlar bu alanı terk etmeyeceğiz. Otuz sene önceki taleplerimiz hala geçerlidir. İnsanları kaybedenler ortaya çıkarılsın, yargılansın. Bu insanlar bu düzene, bu sisteme muhalif oldukları için kaybedildi. Sevdiklerimizi kaybedenleri affetmeyeceğiz, mücadelemizi sürdüreceğiz."