Menri
menriadgz.bsky.social
Menri
@menriadgz.bsky.social
Warte
Reposted by Menri
Tarihsel Bellek: Maraş Katliamı
December 19, 2025 at 10:33 AM
Reposted by Menri
Beşiktaş için hâlâ samimi olarak dertlenenler için çok üzülüyorum. Kendim dâhil. Ama ne yazık ki Beşiktaş hak ettiğini yaşıyor. Bu şekilde yönetildiği müddetçe daha kötü günler de kapıda bekliyor.
October 18, 2025 at 5:21 PM
Reposted by Menri
Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan:

"Çok şükür emeklilerin maaşını zor koşulda olsak da ödüyoruz."

Emekli aylık ödemelerini bir lütuf gibi sunulması, gerçekliği çarpıtan bir sonuç üretiyor.
Emeklilik maaşı, siyasal iktidarların bir hibesi değil, emekçinin çalışırken ödediği birikimidir. Hakkıdır.
September 24, 2025 at 4:16 PM
Reposted by Menri
Barış ihtimali için....

✒️ Şebnem Korur Fincancı yazdı

https://www.evrensel...
Barış ihtimali için....
Barış ihtimaline dair yazmaya oturdum ama sayfayla karşılıklı bakışıyoruz. Sayfanın beyazı ihtimali daha güçlü hissettiriyor. Harfler belirdikçe başka haberler üşüşüyor zihnime, beyazın sükuneti aksine. Bombaların patladığı, sokağa çıkma yasaklarının aylarca sürdüğü zamanlardı. Beyaz tişörtler giymiştik yedi kadın, elimizde beyaz tülbentler. Kısa bir açıklama ile beyaz tülbentlerimizi TBMM Genel Kurul salonunun önündeki basamaklarda oturup ortadaki boşluğa atmıştık. Niyetimiz salona girip izleyicilerin alındığı balkondan vekillerin üzerine atmaktı ama attırmayacaklarını, bizi derdest edip götüreceklerini söyleyince tülbentlerin dili bağlanmasın diye salonun önüne taşımıştık o beyaz tülbenti yere çalma, silahlar sussun, insanlar öldürülmesin deme çabamızı. Birkaç gün sonra da neredeyse yarısını ihraç edecekleri akademisyenler olarak bu suça ortak olmadığımızı paylaşmıştık. Yere çalınan beyaz tülbentten, akademisyenlerle başlayıp yayılan suça ortak olmama iradesine, sayısız çağrıyla seslenmişti barış için insanlar. Bu çağrılar birikmiştir muhakkak ama toplumsal yansıması çok kolay olmuyor. Şimdi bir süreç işliyor, bir taraf “terörsüz Türkiye” diğer taraf “barış ve demokratik toplum” adı altında sözler kuruyor. Barış ve demokratik toplum grubu adıyla geçen hafta silahlarını imha edenler bir adım daha atarken, talepleri dile getiriyorlar. Demokratik entegrasyon yasaları vurgusu ile “Kürt varlığına yönelik inkar ve imha amaçlı saldırılara karşı savaşmak amacıyla” diye aktardıkları kuruluş süreçlerinin ardından “… bundan sonra özgürlük, demokrasi ve sosyalizm mücadelemizi, demokratik siyaset ve hukuk yöntemi ile yürütmek amacıyla ve demokratik entegrasyon yasalarının çıkarılması temelinde sizlerin huzurunda silahlarımızı özgür irademizle imha ediyoruz”, açıklaması ile cinsiyet eşitliği ve ekosistem gözetilerek oluşturulmuş bir ortamda barış ihtimaline dair umudumuzu yeniliyorlar. Barışın toplumsallaştırılması adına da silah envanterini hukuk ve insan hakları örgütlerinin temsilcilerine teslim ederek, sürecin gözetiminde sivil toplum örgütlerinin ve dolayısıyla toplumun müdahilliğine işaret ediyorlar. Ayaklar altında çiğnenmiş, kan revan içindeki beyaz tülbentler geliyor sonra aklıma. Taybet ananın bir hafta sokak ortasında kalan cenazesi, kokmasın diye derin dondurucuda saklanan bir çocuk ölüsü... Terör sözcüğünün içine boca edilenler, savaşın yaraları, hepimizin taşıdığı yük, nasıl kalkacak üzerimizden diye kaygılanmamak elde değil. Hiç kolay olmayacak, orası muhakkak. Piknikten dönen bir ailenin araçları içinde Kürtçe müzik dinlemelerinden hoşnut olmayan(!) kolluk görevlilerinin aile bireylerini ters kelepçe yaparak gözaltına alması, bir tekmeyle hayata tutunup tutunamayacağı belirsizleştirilen bir bebeğin daha ana dilini öğrenemeden, ana dilinin suç yüküyle yoğun bakımda mücadele etmek zorunda bırakılması katedilecek ne uzun bir yol olduğunu, o yolun engellerle dolup taştığını hatırlatıyor yeniden. Bu topraklarda yaşayan o çok dilli, çok kültürlü halkların yalnız din kardeşliği olanlarını sayıp, diğerlerini görmezden gelen tutumu da değiştirecek adımlar, yargıyı araçsallaştırarak muhaliflerini özgürlüğünden alıkoyup sesini kısma arayışlarından vazgeçildiğini gösterecek gelişmeler, her biri barış için elzem. Barış ancak birbirimizin yaralarını gördüğümüz, onları anlayıp onarmak için çaba gösterdiğimiz bir sürecin devamında olabilir. Yeni yaralar açıp eskileri kanırtırken, ne kadar silah imha edilse olmaz. Öncelikle, Sevgili Zeki Gül’ün bu haftaki o olağanüstü anlatısıyla vurguladığı gibi, beynin kıvrımlarına ve hücrelerin derinliğine yazılmış savaşın izlerini ortadan kaldırabilmek için “Gerçek bir barış süreci; beynin hafızasını tanımalı, ama aynı zamanda bedenin sakladığı sessiz tanıklığı da duymalıdır.*” Barış ihtimali için mücadele etmeli, el birliği ile!
www.evrensel.net
July 17, 2025 at 6:10 AM
Reposted by Menri
Cafer Penahi'den cesur bir intikam gerilimi: Görünmez Kaza. Başına gelebileceklerden artık pek de korkmayan —ya da endişe eşiğini çoktan aşmış— Penahi, yeni filminde kariyerinin belki de en doğrudan rejim eleştirisini ortaya koyuyor.
Onca kötülük varken
İnsan hayatındaki en önemli kırılmalar çoğu zaman tesadüflerle gelir: Bir karşılaşma, bir yere tam o anda varış ya da düpedüz bir kaza. Bir mekana girip girmemek bile sonraki her şeyi değiştirebili…
vesaire.press
September 22, 2025 at 2:17 PM
Reposted by Menri
Türkiye'de halk giderek yoksullaşırken, büyük futbol kulüplerinin her geçen yıl daha müsrifleşmesi üzerine...

Bugün, Evrensel'de.

Okumak için: www.evrensel.net/yazi/97273/t...
July 9, 2025 at 8:54 AM