Meteoroloji Mühendisi Ayşegül Akıncı Yüksel: Bulut tohumlama su sorunlarının çözümü için çare değil
Yazıyı Küçült (-) Yazıyı Büyüt (+)
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın kuraklıkla mücadele adına yapay yağmur uygulaması için Bakanlığa başvurduklarını açıklaması yeni bir tartışmayı gündeme taşıdı. Bu yöntemin yağmuru yüzde 25 artırdığını belirten Tugay, Türkiye'de bu konuda çalışan bir firma olmadığını, yurtdışında bir firma bulduklarında uygulamayı hayata geçireceklerini belirtmişti.
Meteoroloji Mühendisleri Odası Ege Bölge Temsilcisi Ayşegül Akıncı Yüksel, konuyla ilgili gazetemize detaylı açıklamalarda bulundu.
‘Bulut tohumlama ya da yağmur bombası deneysel bir yöntem’
Halk arasında, bulut tohumlama ya da yağmur bombası olarak ifade edilen konu "Bulut Modifikasyonu" olarak adlandırılıyor. Bulut modifikasyonu çok kapsamlı, karmaşık, teknolojik bilimsel yöntem olarak tanımlanıyor.
Bulut modifikasyonunun, bulutların yapısını değiştirmek için çeşitli maddelerin uçaklardan veya yerden roketlerle bulutlara salınarak yağış artırma yöntemi olduğunun altını çizen Meteoroloji Mühendisi Ayşegül Akıncı Yüksel, "Hava modifikasyonu ile ilgili araştırma ve geliştirme çalışmaları birçok ülkede devam ediyor. Bugüne kadar yapılan uygulamalardan ise alınan sonuçlar tartışmalıdır. Bu konuda gerekli araştırma ve geliştirme çalışmaları mutlaka desteklenmelidir. Türkiye'de geçmişte denenmiş, ancak sağladığı katkı konusunda bilimsel bir uzlaşı oluşmamış ve sonuç itibariyle kalıcı bir çözüm olmadığı görülmüştür." dedi.
Fayda sağlayacak mı?
İzmir için hesaplanan kuraklık indeks değerleri (SPI yöntemine göre) ard arda en uzun kuraklığın yaşandığı 1988-1994 yıllarını kapsayan yedi yıllık süreçte ise SPI -0,9 ile -0,1 arasında değişmekte olup ortalaması -0,4 olarak hesaplanmıştır. Son yedi yılın 2019-2025 yılları arasında SPI -0,7 ile 0,5 arasında değişmekte olup ortalaması -0,1 olarak kayıtlara geçti.
Bulut Modifikasyonunun, İzmir özelinde bir değerlendirmesinin yapılması gerektiğini söyleyen Yüksel, "Son yıllarda yaşanan kuraklık şiddeti beklenen değerlerin daha altındadır. Bu verilere göre İzmir ve bölgesinde yaşanan su sorunlarının gerçek nedenlerini iyi araştırmak gerekiyor. Bu değerlendirmeleri diğer iller için de yapabiliriz. İzmir özelinde değerlendirildiğinde, kentin içme suyu açısından en kritik kaynak Tahtalı Barajı'dır" bilgisini paylaştı.
Kısa vadeli sınırlı bir uygulama
Uluslararası deneyimlerin de benzer şekilde sınırlı ve tartışmalı sonuçlar ortaya koyduğunu belirten Yüksel, "Çeşitli raporlarda yağışta %0–25 oranında artış sağlandığı belirtilse de bu konudaki bilimsel tartışmalar devam etmektedir. Bu nedenle bulut tohumlama, daha çok deneme amaçlı ve kısa vadeli uygulamalarla sınırlı kalmaktadır. Yıllar sonra İzmir Büyük Şehir Belediyesi tarafından su eksikliğinin giderilmesi amacıyla bulut tohumlama ile yağış artışı sağlanması gündeme getirilmiştir. Bu çalışmalar yağış artışı sağlanırken yanlış uygulanması durumunda yağışın dağılmasına ya da yağışın azalmasına da neden olabilir." diye konuştu.
Hedeflenen yağıştan son derece düşüktür
Yüksel, bulut modifikasyonu, bazı çevrelerce bulut fiziği açısından başarılı bir yöntem olarak sunulsa da, yağışın hedeflenen araziye düşme olasılığının son derece düşük olduğunu ifade etti. Yüksel, "Düşük yağış koşullarında ise sağlanan yüzde artışın pratik bir anlamı bulunmamaktadır. Öte yandan, çok şiddetli yağış potansiyeli taşıyan bulutlarda bu yöntemin uygulanması, ek riskler doğuracağından tercih edilmemektedir. Dolayısıyla yoğun yağış koşullarında da katkı hesabı yapmak mümkün değildir." vurgusunu yaptı.
Su havzalarının korunması, bulut tohumlamadan daha önemlidir
Su sorunlarının çözümünde öncelik; su havzalarının korunması, kirletici yüklerin engellenmesi olduğunu dile getiren Yüksel, "Atık suların etkin biçimde arıtılması, su stresi yüksek bölgelerde aşırı su tüketen faaliyetlere izin verilmemesi gerekir. Ülkenin her bölgesinde sulu tarımın mümkün olmadığının kabul edilmesi, su ihtiyacı olan yatırımlar için su kaynak planlamasının önceden yapılması, organize sanayi bölgeleri ve kentsel yerleşim planları gibi tüm planların ulusal su planlarıyla uyumlu biçimde hazırlanmasıdır. Dile getiriliş şekliyle söylemek gerekirse, bulut tohumlama kentlerin su sorunlarının çözümü için bir çare değildir. Kentlerin su sorunları, merkezi idareler ile yerel yönetimlerin mevzuat gereğince görevlerini ulusal planlar dikkate alarak yapmaları durumunda çözülebilir.