Soran
sorancam.bsky.social
Soran
@sorancam.bsky.social
Reposted by Soran
Reposted by Soran
Alayoğlu: "Bu kadar çok ölüme kaza diyemeyiz". https://www.evrensel...
Alayoğlu: "Bu kadar çok ölüme kaza diyemeyiz
<a> <a> Yazıyı Küçült (-) Yazıyı Büyüt (+) İstanbul — Türkiye’de artan iş cinayetleri, Emek Partisi Sultangazi İlçe Örgütü’nün düzenleyeceği etkinlikte ele alınacak. 18 Ocak Pazar günü saat 16.00’da Emek Partisi Sultangazi İlçe Bürosu’nda yapılacak “İş Cinayetleri: Bu düzen neden öldürüyor?” başlıklı etkinlikte, işçi ölümlerinin nedenleri ve çözüm yolları tartışılacak. Etkinlikte Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan ile İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Ahmet Ergin konuşmacı olarak yer alacak. 2105 işçi çalışırken hayatını kaybetti Etkinlik öncesi moderatörlüğü üstlenen Emek Partisi Sultangazi İlçe Yöneticisi Lisan Alayoğlu, iş cinayetlerinin geldiği boyuta ilişkin Evrensel’e değerlendirmelerde bulundu. Alayoğlu, yalnızca bu yıl 2105 işçinin çalışırken hayatını kaybettiğini hatırlatarak, Dilovası’ndaki parfüm fabrikası patlaması, çocuk işçi ölümleri ve motor kurye ölümlerinin bu tablonun parçaları olduğunu söyledi. “Kaza değil, cezasızlık politikaları” “Bu kadar çok ölümün yaşandığı bir tabloya kaza deyip geçemeyiz” diyen Alayoğlu, iş cinayetlerinin arkasında cezasızlık politikalarının bulunduğunu vurguladı. İSİG Meclisi’nin 2025 iş cinayetleri raporuna işaret eden Alayoğlu, ölümlerin münferit değil, sistematik olduğunu belirtti. “Bu düzen, kâr odaklı çalışma koşullarıyla bu ölümleri besliyor. 2026 yılında aynı tabloyla karşılaşmamak için ne yapabileceğimizi konuşma ihtiyacıyla bu etkinliği planladık” dedi. “Asıl sorumlu sermaye ve denetimsizlik” İş cinayetlerinin sorumlularına ilişkin soruyu da yanıtlayan Alayoğlu, “Asıl sorumlular, kârı tek amaç haline getiren ve işçinin sağlığını maliyet olarak gören sermaye çevreleridir” dedi. Denetim görevini yerine getirmeyen kamu otoritelerinin ve bu düzeni sürdüren politikaların da sorumluluğu olduğunu ifade eden Alayoğlu, İliç maden faciasını örnek gösterdi. “Türkiye bir işçi mezarlığına çevriliyor” Patronların ve yetkililerin cezalandırılmamasının bilinçli bir tercih olduğunu söyleyen Alayoğlu, hukukun sermayenin çıkarlarını koruyacak şekilde işlediğini belirtti. “Türkiye bir işçi mezarlığına çevrilirken, bu ölümlerin sorumluları yargılanmak bir yana daha da zenginleşiyor” dedi. “Ölmemek için örgütlenmek zorundayız” İşçilerin ölmemek için örgütlenmesinin zorunlu olduğuna dikkat çeken Alayoğlu, “Örgütlenmediğimiz, yan yana gelmediğimiz her gün daha çok öldürüleceğiz” diyerek örgütlü mücadelenin büyütülmesi çağrısında bulundu. “İş cinayetlerine karşı sözümüzü birlikte söylemek için tüm işçi ve emekçileri 18 Ocak Pazar günü düzenleyeceğimiz etkinliğe davet ediyoruz” dedi.
www.evrensel.net
January 16, 2026 at 3:35 PM
Reposted by Soran
Çocuk hapishaneleri: İktidarların gelecek korkusu ✒️ Şebnem Korur Fincancı yazdı https://www.evrensel...
Çocuk hapishaneleri: İktidarların gelecek korkusu
Üç gündür Sevgili Eylem Nazlıer’in çocuk hapishaneleri yazı dizisini okuyoruz. Çok çarpıcı bir başlığı vardı ilk gün için. “Islah etmek için değil suça itmek için kurmuşlar.” Bir çocuğun dilinden hapishanelerin tasviri nasıl da tam yerine oturuyor. Yalnız Anadolu yakasındaki çocuk(!) hapishanesine günlük giriş tanıklığa göre 15, oysa bizim onayladığımız sözleşmeler var, iç hukukumuza yansımış düzenlemeler: Türkiye, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye taraf ve bu sözleşme, iç hukukta üst norm niteliği taşıyor. Çocuğun yüksek yararı, özgürlüğünden yoksun bırakmanın son çare olması, tutmanın mümkün olan en kısa süreyle sınırlandırılması ve eğitim, gelişim ve topluma yeniden kazandırmanın hedeflenmesi gerekiyor. Türkiye’de bunu esas alan Çocuk Koruma Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun çocuklar için koruyucu ve destekleyici tedbirleri teorik olarak merkeze alıyor gibi görünebilir ancak sorun, hukukun ne söylediği ile nasıl işlediği arasında giderek derinleşen uçurumda. Mevzuatta çocuk, “Korunması gereken” bir özne olarak tanımlansa da uygulamada çoğu zaman riskli birey, potansiyel suçlu ve toplumsal tehdit olarak konumlanıyor. Burada Foucault’nun iktidar-bilgi ilişkisi üzerine söylediklerini hatırlamak gerekir. Hukuk, çocuğu özgürleştiren değil, onu tanımlayan ve sınıflandıran bir bilgi üretir. Sosyal inceleme raporları, psikolojik değerlendirmeler ve “Suça sürüklenme” dili çocuğun fail olmaktan çok yönetilmesi gereken bir vaka olarak ele alınmasına yol açar. Bu durum, sözleşmenin “son çare” ilkesini fiilen tersine çevirir: “Kapatma, istisna değil; kolaylaştırılmış bir idari çözüm haline gelir.” Çocuğun özgürlüğünden yoksun bırakılması ancak zorunlu hallerde ve en kısa süreyle mümkünken Türkiye’de tutuklama yaygın biçimde uygulanır, alternatif tedbirler (danışmanlık, eğitim, toplumsal destek) ikincil kalır ve hapishaneler, sosyal politikanın yerini alır. Bu durum, hapishaneyi bir hukuki çözüm değil, bir yönetim tekniği haline getirir. Burada artık hapishane çocuğu korumaz, aksine toplumsal sorunları (yoksulluk, şiddet, göç) mekan içine hapseder. Foucault’ya göre hukuk, artık bir sınır çizmez; aksine disiplinin meşruiyet zeminini sağlar. Hapishane de çocuğu topluma kazandırmaz, onu normdan sapmış olarak sabitler. Deleuze, kapatma ve özellikle denetim toplumu üzerine söyledikleriyle burada dikkatle kulak verilmesi gereken bir başka isim. Onun değerlendirmelerine göre çocuk, yalnızca içeride tutulmaz; dosyalanır, izlenir ve risk kategorilerine yerleştirilir Bu da çocuk hapishanesini, denetim toplumunun gelecek odaklı bir aygıtı haline getirir. Hukuk burada özgürlüğü garanti eden değil, kontrolü dağıtan bir mekanizma gibi çalışır. Türkiye’de çocuk hapishaneleri, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin normatif vaatleri ile fiili ceza rejimi arasındaki yapısal kopuşu görünür kılan en belirgin kapatma mekanlarından, Nazlıer’in yazı dizisi tam da buna işaret ediyor. Hukuk, çocuğun yüksek yararını merkeze aldığını söylerken, kapatma pratiği çocuğu açıkça gelecekteki bir tehdit olarak kodluyor. Foucault’nun disiplinci iktidarı ile Deleuze’ün denetim mantığı da işte bu noktada birleşiyor: Çocuk ne korunur ne özgürleştirilir; yönetilir. Böylece çocuk hapishanesi, hukukun başarısızlığından çok, çağdaş iktidarın nasıl çalıştığını gösteren bir eşik mekan haline gelir. Hapishane, artık yalnızca suçluların kapatıldığı bir mekan değil; toplumun tamamının farklı yoğunluklarda kapatıldığı, izlendiği ve değerlendirildiği bir iktidar mantığının yoğunlaşmış biçimidir. Foucault’nun disiplinci kapatması, Deleuze’ün denetim toplumunda çözülürken, özgürlük vaadi daha geçirgen ama daha kaçınılmaz bir gözetim rejimine dönüşmektedir. “Suça sürüklenen çocuk” ifadesi ilk bakışta insancıl görünse de çocuğu suçun faili olmaktan çıkarır; onu edilgen bir konuma yerleştirir. Ancak tam da bu edilgenlik, güçlü bir iktidar etkisi üretir. Bu dil suçu kişisel olmaktan çıkarır gibi yapar ama çocuğu sürekli müdahale edilmesi gereken bir nesneye dönüştürür, faili belirsizleştirirken, denetimi meşrulaştırır. Çocuğu “Suça sürükleyen” şey hiçbir zaman tam olarak adlandırılmaz. Yoksulluk, devlet şiddeti, ayrımcılık, eğitim sistemi, hepsi böylece görünmez kılınır. Çocuk hapishanesi, suçtan çok gelecek korkusuyla ilgilidir. Böylece hapishaneler bugünün cezasından çok yarının toplumunu düzenleyen bir aygıt olarak düşünülmelidir.
www.evrensel.net
January 15, 2026 at 6:25 AM
Reposted by Soran
📌 “Beslenmesini götüremediği için okula gitmek istemeyen çocuklar var”

🎙️ Cumhurbaşkanı Erdoğan “üç çocuk” söyleminde ısrar ederken, Derin Yoksulluk Ağı kurusucu Hacer Foggo, sahadaki gözlemleriyle birlikte çocuk yoksulluğunu anlattı.

✍️ Haber: Nalin Öztekin

bianet.org/haber/beslen...
January 15, 2026 at 6:29 AM
Reposted by Soran
#SınıfKırım

2025 yılında 2.105 emekçi ekmek getirmek için çıktıkları evlerine geri dönemedi.

Bu, geçen yıl günde 6, ayda 175 emekçinin katledildiği anlamına geliyor.

İş cinayetlerinde hayatını kaybedenlerin 138'i kadın, 94'ü çocuk!

www.isigmeclisi.org/21536-is-cin...
January 9, 2026 at 9:32 AM
Reposted by Soran
Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle çıkarılan acele kamulaştırma kararıyla arazilerine ve tapularına el konulan İkizköylüler karardan vazgeçilmesini istediklerini… https://www.evrensel...
Akbelen'de acele kamulaştırmaya İkizköylüler tepkili: Bizim rızamız yoktur, karardan vazgeçin - Evrensel
Yazıyı Küçült (-) Yazıyı Büyüt (+) Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle çıkarılan acele kamulaştarma kararıyla arazilerine ve tapularına el konulan İkizköylüler kararı protesto etti. Arazilerine, tapularına, yaşadıkları alanlara el konulan köylüler adına açıklama yapan ikizköy Muhtarı Nejla Işık, el konulanın sadece üç beş ağaç değil, sadece Akbelen Ormanı değil, sadece zeytin olmadığını, su kaynakları ve topraklarının, yaşadıkları evlerinin ve, hayvanlarının hakkına el konulduğunu belirterek, acele kamulaştırmaya tepki gösterdi. “Kamulaştırmayla sadece zeytinin, suyun değil yaşam haklarımız elimizden alınıyor” Nejla Işık açıklamasında, kamulaştırmayla sadece İkizköy’ün değil, Çamköy’ün büyük bir çoğunluğu, Karacahisar’ın, geriye dönüp bakıldığında Çakıralan’ın, Bağdamlar’ın, Karacaağaç’ın da eskiden yine aynı kamulaştırma içinde olduğunu belirterek olayın büyük olduğunu aktardı. Kamulaştırmayla sadece zeytinin, suyun değil yaşam haklarının ellerinden alındığını belirten Işık, “Her bir kişinin baktığı bir ineği, kedisi, koyunu, keçisi var. Bu köyler haritadan silinecek” dedi. “Öfkeli, kırgın ve kızgınız, kamu yararı gözetilmeden şirket yararı gözetilmiştir” Bu topraklarda köylülerin yaşadığını, üretim yokmuş gibi davranıldığını ve burada yaşanmamış gibi, insanlara büyük zararlar verildiğini vurgulayan Işık, öfkeli, kırgın ve kızgın olduklarını, kamu yararı gözetilmeden şirket yararıyla yaşam alanlarının ellerinden alındığını belirtti. Kamulaştırılan topraklarda şirketlerin yararı yerine 90 yaşında ninenin, 15 yaşındaki delikanlıların, beş yaşındaki çocuklarının gözetilmesi gerektiğinin altını çizen Işık, hukuki süreçlerle birlikte fiili mücadelelerinin yasa iptal edilinceye kadar devam edeceğini belirtti. “Hukuki ve de fiili eylemliliklerimize devam edeceğiz” Her bir parsel sahibinin dava açmasıyla yetinmeyeceklerini ve topraklarını terk etmeyeceklerine vurgu yapan Işık, “Ağaçlarımızı kolay yetiştirmedik her birinde onlarca emek var, buralara ömrümüzü verdik. 90 yaşında ninelerimiz ömrünü verdiler, topraklarımızdan olmayacağız sadece mezarlarımızda kaldırılacağız. Bu kayıp Milas’ın, ülkenin, hepimizin kaybı. İki şirkete çocuklarımızın geleceği olan araziler teslim edilemez,fiili mücadelemiz devam edecek. Milas sa Milas, Ankar ise Ankara Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin iptal edilmesine kadar elimizden gelen her şeyi yapacağız, hem hukuksal hem de fiili eylemliliklerimize devam ettireceğiz” dedi. “Bizim rızamız yoktur, bu karardan vazgeçin” Kararın çıkmasından itibaren ne uyuduklarını ne yiyip içtiklerini aktaran Işık, siyasi parti, dernek, ve halktan desteğin yanında kararın geri çekilmesini ve karardan vazgeçilmesini istedi.”Bizim rızamız yoktur, bu karardan vazgeçilsin istiyoruz, bu topraklarda yaşamaya, üretmeye devam edelim istiyoruz” dedi.
www.evrensel.net
January 12, 2026 at 5:16 PM
Reposted by Soran
Jeologlar bunun doğru olduğunu, depremde evinizi korumak istiyorsanız, evinize yakın ağaç dikin diyorlarmış🌳🌳🌳
January 11, 2026 at 2:13 PM
Reposted by Soran
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir’in, Ekol TV'ye yönelik soruşturmaya ilişkin açıklamasında Akın Gürlek'in kanala yaptığı ziyareti gündeme getirmesinin ardından, konuya ilişkin haberler ve sosyal medya paylaşımları erişime engellendi. ifade.org.tr/engelliweb/e...
January 11, 2026 at 3:02 PM
Reposted by Soran
CHP milletvekilleri Umut Akdoğan, Mehmet Tahtasız ve Ali Mahir Başarır’ın, Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) arazisinin bir bölümünün eski Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'ya ait vakfa verildiğine ilişkin açıklamalarıyla ilgili haberler erişime engellendi. ifade.org.tr/engelliweb/e...
January 10, 2026 at 7:35 AM
Reposted by Soran
January 8, 2026 at 11:33 AM
Reposted by Soran
🥀 Berkin Elvan’ın doğum günü: Yaşasaydı 27 yaşında olacaktı

🎙️ "Evladımızın yaşayamadığı çocukluğu, gençliği her geçen gün daha ağır basıyor…"

bianet.org/haber/berkin...
January 5, 2026 at 5:45 PM
Reposted by Soran
Bir süredir, "Çinli" lakabıyla bilinen #Venezuela 'lı şair Victor Valera Mora'yı (1935-1984) okuyordum. Bir şiirini çevirdim.

"Kaç kez alay ettiler senle ve sen
her seferinde aynı neşeyle kalktın ayağa.

Özgür yaşayacaksın.

Sana inanıyor, seninle başlıyorum söze
Ey devinip duran o müthiş ülke."
January 4, 2026 at 5:41 PM
Reposted by Soran
#SonDakika
Tayfun Kahraman'ı ziyaret eden avukatı Çifçi'den açıklama: "Sağlığında geriye dönüşü olmayan hasarlar oluşmaması için bir an önce tahliye işlemlerinin gerçekleştirilmesi gerekiyor"
www.birgun.net/haber/gezi-t...
Gezi tutuklusu Tayfun Kahraman hastaneye kaldırıldı
Gezi davasından hapiste tutulan Tayfun Kahraman'ın Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ne yatırıldığı öğrenildi.
www.birgun.net
January 2, 2026 at 6:13 PM
Reposted by Soran
Direnişin 1️⃣8️⃣2️⃣3️⃣. günü #5Yıl
31 Aralık 2025 Boğaziçi Üniversitesi Akademisyenleri Nöbeti no. 1228 #KabulEtmiyoruzVazgeçmiyoruz

December 31, 2025 Bogazici University Faculty Vigil #1228/5th year/1823rd day of the resistance #WeDoNotAcceptWeDoNotGiveUp
January 1, 2026 at 8:30 PM
Reposted by Soran
İş insanı Şaban Kayıkçı'nın adının geçtiği, birçok haber ve sosyal medya gönderisi, millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması gerekçesiyle İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliğinin kararıyla erişime engellendi ve silinmelerine hükmedildi. @timursoykann.bsky.social ifade.org.tr/engelliweb/i...
January 1, 2026 at 4:53 PM
Reposted by Soran
Erişime engellenen haberler 2021 - 2025 dönemini kapsıyor. ifade.org.tr/engelliweb/i...
January 1, 2026 at 4:53 PM
Reposted by Soran
Tek bir kelimesi olmadan açık bir kitap gibi okunabilir bir parça olmuş. İsminde bile ayrı bir anlam var. Bedeniniz değilse de ruhunuz hep özgür…
Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan'ın tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi'nde bestelediği "No:9"
Ünlü sanatçıların katkılarıyla seslendirildi.

Siyasi tutsakların bir an önce özgürlüklerine kavuşması dileği ile🕊️🕊️🕊️🕊️
RESUL EMRAH ŞAHAN - SİLİVRİ NO:9
YouTube video by Resul Emrah Şahan
youtube.com
January 1, 2026 at 11:52 AM
Reposted by Soran
Direnişin 1️⃣8️⃣2️⃣1️⃣. günü #5Yıl
29 Aralık 2025 Boğaziçi Üniversitesi Akademisyenleri Nöbeti no. 1226 #KabulEtmiyoruzVazgeçmiyoruz

December 29, 2025 Bogazici University Faculty Vigil #1226/5th year/1821st day of the resistance #WeDoNotAcceptWeDoNotGiveUp
December 30, 2025 at 8:45 AM
Reposted by Soran
İtirazın 1818, Boğaziçi Üniversitesi hocalarının yağmur, güneş, kar demeden rektörlüğe sırtlarını dönerek #KabulEtmiyoruzVazgeçmiyoruz demelerinin 1225. günü...

#YılgınlıkYok
Direnişin 1️⃣8️⃣1️⃣ 8️⃣. günü #5Yıl
26 Aralık 2025 Boğaziçi Üniversitesi Akademisyenleri Nöbeti no. 1225 #KabulEtmiyoruzVazgeçmiyoruz

December 26, 2025 Bogazici University Faculty Vigil #1225/5th year/1818th day of the resistance #WeDoNotAcceptWeDoNotGiveUp
December 27, 2025 at 9:22 PM
Reposted by Soran
Direnişin 1️⃣8️⃣1️⃣ 8️⃣. günü #5Yıl
26 Aralık 2025 Boğaziçi Üniversitesi Akademisyenleri Nöbeti no. 1225 #KabulEtmiyoruzVazgeçmiyoruz

December 26, 2025 Bogazici University Faculty Vigil #1225/5th year/1818th day of the resistance #WeDoNotAcceptWeDoNotGiveUp
December 27, 2025 at 6:59 PM
Reposted by Soran
Uyuşturucu, şike,Ela Rümeysa, Sadettin Saran falan derken bu mevzu hiç gündem olmadı.
Tam 1 milyon 651 bin metrekare orman alanı arsa oldu.
Unutma, unutturma!
Avukat #CemilÇiçek
December 27, 2025 at 8:44 AM
Reposted by Soran
December 26, 2025 at 6:08 PM
Reposted by Soran
CHP'li Gökçen: Tayfun Kahraman derhal serbest bırakılmalıdır
www.birgun.net/haber/chp-li...
CHP'li Gökçen: Tayfun Kahraman derhal serbest bırakılmalıdır
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, "Tayfun Kahraman derhal serbest bırakılmalı, anayasaya yapılan darbe bir an önce sonlanmalıdır" dedi.
www.birgun.net
December 26, 2025 at 6:16 PM