#zaferpartisi
#ÜmitÖzdağ: #zaferpartisi diğer partilerin görmediğini yıllar önceden görüyor ve uyarıyor.”

#MertHakanYandaş #patlama #karyağışı #tati̇l #thm
January 1, 2026 at 4:32 PM
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’a ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ davasında beraat #zaferpartisi #ümitözdağ
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’a ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ davasında beraat
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Antalya’da düzenlenen il başkanları istişare toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği iddiasıyla yargılandığı davada beraat etti.
ilkses.com.tr
December 24, 2025 at 8:41 AM
December 23, 2025 at 9:15 AM
Tavrımız nettir.Milli egemenlik söz konusuysa kralını tanımayız.. #ruhbanokuluaçılamaz
#zaferpartisi
December 10, 2025 at 5:31 AM
Güne siyasetle ama iç güvenlikle ve milli egemenlikle doğrudan alakalı bir konuyla alakalı giriş yapalım..Günaydın.. #heybeliadaruhbanokuluaçılamaz
#zaferpartisi
December 10, 2025 at 5:30 AM
Doğu Perinçek: “İYİ Parti, Zafer Partisi, Anahtar Parti gibi partiler, maskeli sahte milliyetçi partilerdir.”

#doğuperinçek #iyiparti #zaferpartisi #anahtarparti #HerGünAynıTrafik #THM
December 9, 2025 at 8:48 PM
December 4, 2025 at 5:08 PM
Güncel News press ÜMİT ÖZDAĞ; TÜRKİYE'NİN ERKEN GENEL SEÇİME İHTİYACI VAR #ÜmitÖzdağ #TürkiyeSeçim2023 #ErkenSeçim #Mersin #ZaferPartisi
ÜMİT ÖZDAĞ; TÜRKİYE'NİN ERKEN GENEL SEÇİME İHTİYACI VAR
ÜMİT ÖZDAĞ; TÜRKİYE'NİN ERKEN GENEL SEÇİME İHTİYACI VAR Değerli basın mevcutları, Mersin'de iki buçuk gün sürecek temaslarda bulunmak, yurttaşlarımızla bir araya gelmek, kurumları ziyaret etmek ve esnaf ziyaretleri gerçekleştirmek için bulunuyoruz. Yine Mersin ziyaretimiz çerçevesinde Adalet Mülkün Temelidir Derneği’nin, 27. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü'nün, Gelecek Bin Yıl Derneğinin ortak bir şekilde gerçekleştirmiş oldukları panelde Öcalan Komisyonu’nun yapmış olduğu faaliyetlerin perde arkası konusundaki görüşlerimizi değerli Mersinlilerle paylaşacağız. Panele benim dışımda Prof. Dr. Süheyl Batum ve Terör Uzmanı Gazi Emekli Subay Abdullah Ağar katılacaklar. Yarın da gerçekleştireceğimiz temaslardan sonra Mersin'in ilçelerinde Ankara'ya döneceğiz. Zafer Partisi'nin Mersin'de çalışmaları, Türkiye'nin her yerinde olduğu gibi etkili ve ses getirici bir şekilde devam ediyor. İl Başkanımızı ve İlçe Başkanlarımızı başarılı çalışmalarından dolayı kutluyorum. Bizler de Genel Merkez olarak bundan sonra Mersin'de, Adana'da, Antalya'da daha sık sahada olacağız. Türkiye'nin erken genel seçime ihtiyacı var. Hem de hiç vakit geçirmeden, çünkü ülkemiz ağır bir ekonomik buhranın pençesinde 8 seneden beri kıvranıyor. 8 seneden bu yana sabit gelirlilerin, maaşlarıyla geçinenlerin, emekleriyle geçirenlerin, esnafın, çiftçinin milli gelirden aldığı pay azalıyor. Küçük bir azınlık verilen ihalelerle zenginleşmeye devam ederken, toplumun yüzde 80’i ağır bir fakirleşme ve yoksulluk içerisinde hayata tutunma mücadelesi veriyor. On altı milyon emekli, dul ve yetim almış oldukları maaşla ancak aç kalmama mücadelesi verebiliyorlar. Asgari ücret ancak küçük bir grup tarafından alınması gereken ücretken, çalışanların büyük bir bölümü asgari ücretle geçinmek zorunda bırakılıyorlar ki, asgari ücret olarak belirledikleri rakamın bugün gerçek satın alma değeri 15 bin liraya düşmüş durumda. Yani asgari ücretle çalışanlar da açlığa mahkûm ediliyorlar. Hukukun olmadığı bir ülkede ekonomi gelişmez. Doğru eğitim politikalarının izlenmediği bir ülkede eğitim istihdamla birleşemez. Türkiye de bu krizi yaşıyor. Bir taraftan çok kötü düzenlenmiş bir eğitim sistemi, yeni genç işsizler üretiyor. Öbür taraftan düşman ceza hukuku uygulamaları, zirveye çıkan adaletsizlik, iş dünyasının Türkiye'den dışarıya sermaye transferi yapmasına neden oluyor. Ve Türk sanayisi bir çöküş süreci yaşıyor. Sanayiciler fabrikaları kapatırsa zaten çok yüksek olan işsizlik zirve yapacak. Ve Türk sanayicisi hukukun hâkim olmadığı bir ortamda, uluslararası üretimle rekabet edebilecek bütün şartlar elinden alınmış bir şekilde sermayesini yurtdışına götürmek zorunda bırakılıyor. İşte Türkiye'nin 30 yılda inşa ettiği tekstil sektörünün şimdi birkaç sene içerisinde Mısır'a göç ettiğini görüyoruz. 5 milyar dolardan daha fazla para sadece tekstil sektöründe Türkiye'den Mısır'a giden paradır. 324 binin üzerinde tekstil işçisi işsiz kalmıştır. Mısır'a ayakkabı ve mobilya sanayisi de Türkiye'den kaçıyor. Ve siz burada Türk sanayicisine yüzde elli faizle kredi verirken kıskandığını söylediğiniz Almanya'da sanayici yüzde 3 faizle kredi alıyor. Türk sanayicisi organize sanayi bölgesinde yatırım yapmak istediği zaman metrekaresine 3 yüz, 4 yüz, 5 yüz euro verirken Alman sanayicisi 25 ile 40 euro arasında ücret ödüyor. Böyle şartlar altında Türk sanayicisinin nasıl uluslararası alanda rekabet etmesini ve hayatta kalmasını bekliyorsunuz? AK Parti'nin bütün bu ekonomik sorunları çözmek için hiçbir reçetesi yoktur. Yine geldikleri nokta yeni TOKİ aracılığıyla binalar yaparak vatandaşı ev sahibi yapma iddiasıdır. Eğer bu ülkede 13 milyon sığınmacı ve kaçağın gelmesine izin vermeseydiniz ev kiraları böyle yüksek olmayacaktı. Türk insanı kirasını ödemek için kredi çekmek zorunda kalmayacaktı. Emekli emekliye ayrılırken aldığı tazminatla ev satın alabilecekti. Ama bütün bunları siz imkânsız hale getirdiniz ve şimdi daha önce teslim edilip edilmedikleri belli olmayan konut projelerinden bir tanesinden başka Türkiye'nin gündemine hiçbir şey getiremiyorsunuz. Onun için bu ekonomik buhranı aşmanın yolu derhal Türkiye'nin erken seçime gitmesidir. Üstelik Öcalan komisyonu aracılığıyla PKK terör örgütünün elebaşısı Abdullah Öcalan'la ne pazarlıklar yaptığınızı görüyoruz. Böyle bir meclisin anayasayı değiştirmesi ve bu değişiklikleri Öcalan'ın İmralı'da kendisini ziyaret eden ayağına giden milletvekillerine dikte ettirmesi sürecini kabul etmiyoruz. Türk millet de kabul etmiyor. Eğer kendinize güveniyorsanız hadi gelin seçime gidelim siz seçimde Öcalan'ın ve DEM’in desteğiyle iktidara girebilecek misiniz görelim. Ne demişlerdi Türk milletine? ‘Pazarlık yok, PKK silah bırakacak kendisini feshedecek’. Oysa şimdi Abdullah Öcalan'la yapılan görüşme sonrasında Öcalan'ın ayağına giden milletvekilleri komisyona Öcalan'ın talepleri doğrultusunda bilgi vereceklermiş. Komisyon da hangi anayasal değişikliklerin yapılması gerektiğini raporlaştıracakmış. Bu pazarlık değilse ne pazarlıktır? Abdullah Öcalan ne zamandan beri Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden çıkacak yasaların ne olacağını belirleyecek adam olmuştur? İnanılır gibi değil bir taraftan anayasa mahkemesinin aldığı kararları uygulamayı reddeden bir hükümet, öbür taraftan anayasayı ve yasaları nasıl değiştirmesi gerektiğinin pazarlığını Abdullah Öcalan'la yapan bir yönetim. Bu kabul edilebilir değil. Artık Türk milletine sorma vakti gelmiştir ve siz Öcalan Komisyonunda Öcalan'la pazarlık yapın; biz de Zafer Partisi olarak bütün Türkiye'yi parlamentoya çevirerek sokak sokak, meydan meydan, şehir şehir, ilçe ilçe dolaşmaya ve bu gerçekleri Türk milletine anlatmaya devam edeceğiz.” “Türkiye Cumhuriyeti'nin terörist örgütün elebaşısından öğreneceği hiçbir şey yoktur” Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın Cumhuriyet Halk Partisi’nin İmralı’ya gitmemesine ilişkin gelen soruya verdiği cevap: “Ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi derhal komisyondan da çekilerek bu konudaki samimiyetini göstermelidir. Ana muhalefet partisinin yarın ve pazar günü yeni programı var. Buradan Sayın Özgün Özel'e daveti için teşekkür ediyorum. Görevlendirdiğim arkadaşlar Cumhuriyet Halk Partisi'nin kongresine katılacaklar. Bu kongrede yeni program aynı zamanda kabul edilecekmiş ve bu programı gözden geçirdik biz de arkadaşlarımızla. Eşit vatandaşlık söyleminin Abdullah Öcalan ve PKK söylemi olduğunu biliyoruz. Sayın Özgür Özel'e buradan iletmek istediğim husus Cumhuriyet Halk Partisi'nin Öcalan tarafından uydurulan bir kavramı kullanmaması gereğidir. Atatürk zaten Cumhuriyeti kurarken bütün vatandaşların eşitliğini sağlamıştır. Bir terörist örgütün elebaşısından vatandaşlık konusunda öğreneceği Türkiye Cumhuriyeti'nin hiçbir şey yoktur. Cumhuriyet Halk Partisi'nin öğreneceği bir şey olduğunu düşünmüyorum.” Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın erken genel seçip olup olmayacağına ilişkin gelen soruya verdiği cevap: “Biz önce erken genel seçimin olması için mücadele ediyoruz. Bunun zemini oluşsun, ondan sonra her türlü siyasetteki gelişmeyi konuşur ve değerlendiririz.” ÜMİT ÖZDAĞ,TÜRKİYE'NİN,ERKEN,GENEL,SEÇİME,İHTİYACI,VAR #ESHAHABER.COM.TR GÜNCEL GÜNDEM HABERLERİ
www.eshahaber.com.tr
November 28, 2025 at 11:09 AM
Güncel News press ÜMİT ÖZDAĞ; TÜRKİYE'NİN ERKEN GENEL SEÇİME İHTİYACI VAR #ÜmitÖzdağ #ErkenSeçim #ZaferPartisi #Mersin #Türkiye
ÜMİT ÖZDAĞ; TÜRKİYE'NİN ERKEN GENEL SEÇİME İHTİYACI VAR
ÜMİT ÖZDAĞ; TÜRKİYE'NİN ERKEN GENEL SEÇİME İHTİYACI VAR Değerli basın mevcutları, Mersin'de iki buçuk gün sürecek temaslarda bulunmak, yurttaşlarımızla bir araya gelmek, kurumları ziyaret etmek ve esnaf ziyaretleri gerçekleştirmek için bulunuyoruz. Yine Mersin ziyaretimiz çerçevesinde Adalet Mülkün Temelidir Derneği’nin, 27. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü'nün, Gelecek Bin Yıl Derneğinin ortak bir şekilde gerçekleştirmiş oldukları panelde Öcalan Komisyonu’nun yapmış olduğu faaliyetlerin perde arkası konusundaki görüşlerimizi değerli Mersinlilerle paylaşacağız. Panele benim dışımda Prof. Dr. Süheyl Batum ve Terör Uzmanı Gazi Emekli Subay Abdullah Ağar katılacaklar. Yarın da gerçekleştireceğimiz temaslardan sonra Mersin'in ilçelerinde Ankara'ya döneceğiz. Zafer Partisi'nin Mersin'de çalışmaları, Türkiye'nin her yerinde olduğu gibi etkili ve ses getirici bir şekilde devam ediyor. İl Başkanımızı ve İlçe Başkanlarımızı başarılı çalışmalarından dolayı kutluyorum. Bizler de Genel Merkez olarak bundan sonra Mersin'de, Adana'da, Antalya'da daha sık sahada olacağız. Türkiye'nin erken genel seçime ihtiyacı var. Hem de hiç vakit geçirmeden, çünkü ülkemiz ağır bir ekonomik buhranın pençesinde 8 seneden beri kıvranıyor. 8 seneden bu yana sabit gelirlilerin, maaşlarıyla geçinenlerin, emekleriyle geçirenlerin, esnafın, çiftçinin milli gelirden aldığı pay azalıyor. Küçük bir azınlık verilen ihalelerle zenginleşmeye devam ederken, toplumun yüzde 80’i ağır bir fakirleşme ve yoksulluk içerisinde hayata tutunma mücadelesi veriyor. On altı milyon emekli, dul ve yetim almış oldukları maaşla ancak aç kalmama mücadelesi verebiliyorlar. Asgari ücret ancak küçük bir grup tarafından alınması gereken ücretken, çalışanların büyük bir bölümü asgari ücretle geçinmek zorunda bırakılıyorlar ki, asgari ücret olarak belirledikleri rakamın bugün gerçek satın alma değeri 15 bin liraya düşmüş durumda. Yani asgari ücretle çalışanlar da açlığa mahkûm ediliyorlar. Hukukun olmadığı bir ülkede ekonomi gelişmez. Doğru eğitim politikalarının izlenmediği bir ülkede eğitim istihdamla birleşemez. Türkiye de bu krizi yaşıyor. Bir taraftan çok kötü düzenlenmiş bir eğitim sistemi, yeni genç işsizler üretiyor. Öbür taraftan düşman ceza hukuku uygulamaları, zirveye çıkan adaletsizlik, iş dünyasının Türkiye'den dışarıya sermaye transferi yapmasına neden oluyor. Ve Türk sanayisi bir çöküş süreci yaşıyor. Sanayiciler fabrikaları kapatırsa zaten çok yüksek olan işsizlik zirve yapacak. Ve Türk sanayicisi hukukun hâkim olmadığı bir ortamda, uluslararası üretimle rekabet edebilecek bütün şartlar elinden alınmış bir şekilde sermayesini yurtdışına götürmek zorunda bırakılıyor. İşte Türkiye'nin 30 yılda inşa ettiği tekstil sektörünün şimdi birkaç sene içerisinde Mısır'a göç ettiğini görüyoruz. 5 milyar dolardan daha fazla para sadece tekstil sektöründe Türkiye'den Mısır'a giden paradır. 324 binin üzerinde tekstil işçisi işsiz kalmıştır. Mısır'a ayakkabı ve mobilya sanayisi de Türkiye'den kaçıyor. Ve siz burada Türk sanayicisine yüzde elli faizle kredi verirken kıskandığını söylediğiniz Almanya'da sanayici yüzde 3 faizle kredi alıyor. Türk sanayicisi organize sanayi bölgesinde yatırım yapmak istediği zaman metrekaresine 3 yüz, 4 yüz, 5 yüz euro verirken Alman sanayicisi 25 ile 40 euro arasında ücret ödüyor. Böyle şartlar altında Türk sanayicisinin nasıl uluslararası alanda rekabet etmesini ve hayatta kalmasını bekliyorsunuz? AK Parti'nin bütün bu ekonomik sorunları çözmek için hiçbir reçetesi yoktur. Yine geldikleri nokta yeni TOKİ aracılığıyla binalar yaparak vatandaşı ev sahibi yapma iddiasıdır. Eğer bu ülkede 13 milyon sığınmacı ve kaçağın gelmesine izin vermeseydiniz ev kiraları böyle yüksek olmayacaktı. Türk insanı kirasını ödemek için kredi çekmek zorunda kalmayacaktı. Emekli emekliye ayrılırken aldığı tazminatla ev satın alabilecekti. Ama bütün bunları siz imkânsız hale getirdiniz ve şimdi daha önce teslim edilip edilmedikleri belli olmayan konut projelerinden bir tanesinden başka Türkiye'nin gündemine hiçbir şey getiremiyorsunuz. Onun için bu ekonomik buhranı aşmanın yolu derhal Türkiye'nin erken seçime gitmesidir. Üstelik Öcalan komisyonu aracılığıyla PKK terör örgütünün elebaşısı Abdullah Öcalan'la ne pazarlıklar yaptığınızı görüyoruz. Böyle bir meclisin anayasayı değiştirmesi ve bu değişiklikleri Öcalan'ın İmralı'da kendisini ziyaret eden ayağına giden milletvekillerine dikte ettirmesi sürecini kabul etmiyoruz. Türk millet de kabul etmiyor. Eğer kendinize güveniyorsanız hadi gelin seçime gidelim siz seçimde Öcalan'ın ve DEM’in desteğiyle iktidara girebilecek misiniz görelim. Ne demişlerdi Türk milletine? ‘Pazarlık yok, PKK silah bırakacak kendisini feshedecek’. Oysa şimdi Abdullah Öcalan'la yapılan görüşme sonrasında Öcalan'ın ayağına giden milletvekilleri komisyona Öcalan'ın talepleri doğrultusunda bilgi vereceklermiş. Komisyon da hangi anayasal değişikliklerin yapılması gerektiğini raporlaştıracakmış. Bu pazarlık değilse ne pazarlıktır? Abdullah Öcalan ne zamandan beri Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden çıkacak yasaların ne olacağını belirleyecek adam olmuştur? İnanılır gibi değil bir taraftan anayasa mahkemesinin aldığı kararları uygulamayı reddeden bir hükümet, öbür taraftan anayasayı ve yasaları nasıl değiştirmesi gerektiğinin pazarlığını Abdullah Öcalan'la yapan bir yönetim. Bu kabul edilebilir değil. Artık Türk milletine sorma vakti gelmiştir ve siz Öcalan Komisyonunda Öcalan'la pazarlık yapın; biz de Zafer Partisi olarak bütün Türkiye'yi parlamentoya çevirerek sokak sokak, meydan meydan, şehir şehir, ilçe ilçe dolaşmaya ve bu gerçekleri Türk milletine anlatmaya devam edeceğiz.” “Türkiye Cumhuriyeti'nin terörist örgütün elebaşısından öğreneceği hiçbir şey yoktur” Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın Cumhuriyet Halk Partisi’nin İmralı’ya gitmemesine ilişkin gelen soruya verdiği cevap: “Ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi derhal komisyondan da çekilerek bu konudaki samimiyetini göstermelidir. Ana muhalefet partisinin yarın ve pazar günü yeni programı var. Buradan Sayın Özgün Özel'e daveti için teşekkür ediyorum. Görevlendirdiğim arkadaşlar Cumhuriyet Halk Partisi'nin kongresine katılacaklar. Bu kongrede yeni program aynı zamanda kabul edilecekmiş ve bu programı gözden geçirdik biz de arkadaşlarımızla. Eşit vatandaşlık söyleminin Abdullah Öcalan ve PKK söylemi olduğunu biliyoruz. Sayın Özgür Özel'e buradan iletmek istediğim husus Cumhuriyet Halk Partisi'nin Öcalan tarafından uydurulan bir kavramı kullanmaması gereğidir. Atatürk zaten Cumhuriyeti kurarken bütün vatandaşların eşitliğini sağlamıştır. Bir terörist örgütün elebaşısından vatandaşlık konusunda öğreneceği Türkiye Cumhuriyeti'nin hiçbir şey yoktur. Cumhuriyet Halk Partisi'nin öğreneceği bir şey olduğunu düşünmüyorum.” Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın erken genel seçip olup olmayacağına ilişkin gelen soruya verdiği cevap: “Biz önce erken genel seçimin olması için mücadele ediyoruz. Bunun zemini oluşsun, ondan sonra her türlü siyasetteki gelişmeyi konuşur ve değerlendiririz.” ÜMİT ÖZDAĞ,TÜRKİYE'NİN,ERKEN,GENEL,SEÇİME,İHTİYACI,VAR #ESHAHABER.COM.TR GÜNCEL GÜNDEM HABERLERİ
www.eshahaber.com.tr
November 28, 2025 at 10:15 AM
🟡 Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın Çarpıcı Açıklamaları Gündem Oldu!

💬"ÖCALAN, ANKARA'DA KURACAĞI SİYASİ PARTİNİN BAŞINA GEÇECEK!"

#ZaferPartisi #ÜmitÖzdağ #DevletBahçeli #FetiYıldız #Haber
November 20, 2025 at 11:14 AM
Güncel News press Zafer Partisi Genel Başkan Prof. Dr. Ümit Özdağ, Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nu televizyon programında tartışmaya davet etti. #ZaferPartisi #ÜmitÖzdağ #AhmetDavutoğlu #Siyaset #TelevizyonProgramı
Zafer Partisi Genel Başkan Prof. Dr. Ümit Özdağ, Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nu televizyon programında tartışmaya davet etti.
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Gelecek Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nun. Zafer Partisi Genel Başkanı hakkında medyada dile getirdiği iftiraların tümünü çürüttüğü bir açıklama yaptı. Zafer Partisi Genel Başkan Prof. Dr. Ümit Özdağ, Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nu televizyon programında tartışmaya davet etti. Prof. Dr. Ümit Özdağ: “Ahmet Davutoğlu dün bana yine saldırmış. Ahmet Davutoğlu, benim Türk Devleti ve Türk milletinden gizlediğim hiçbir şey yok, hiçbir zaman da olmayacak. Geçen sene Mossad’dan ders aldığımı söyledin. Yalan söyledin. Seni mahkemeye verdim. Avukatın savunma olarak ‘Ahmet Davutoğlu, Ümit Özdağ’ı kastetmedi’ dedi. Yalan söylettin. Sözünün arkasında duramadın. Dava düştü. Sonra da avukatın dava düştüğü için benden ücret istedi. Şimdi MOSSAD’dan brifing aldığımı söylüyorsun. Ben MOSSAD’dan brifing de almadım, ders de almadım Ahmet. Gelelim gerçeğin ne olduğuna. Bak dikkatli dinle. Bir daha hata yapma. ASAM yani Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi başkanı olduğum dönemde 1999-2002 yılları arasında dünyanın birçok ülkesinde düşünce kuruluşları ile toplantılara katıldım. Amerika Birleşik Devletleri, Çin, İran, İsrail, Rusya… Bu ASAM senin yönetim kuruluna girmek için çok çabaladığın, bana ‘Ahmet Davutoğlu’na askerler karşı çıkmaz, Harp Akademilerinde derse gidiyor artık’ dedirttiğin ASAM’dan bahsediyorum. Bu ricalara rağmen, araya koyduğun adamlara rağmen senin yönetim kuruluna girmene itiraz ettim ve yönetim kuruluna alınmadın. Hatırladın değil mi Ahmet? Unutmuş olamazsın. İsrail’de de değişik toplantılara ekip olarak katıldık. Ben bu ekibin başkanlığını yaptım bu toplantılarda. Bu toplantılarda ASAM heyetinde emekli Orgeneral, Emekli MGK eski Genel Sekreteri, emekli kuvvet komutanı, emekli büyükelçi, emekli tümgeneraller de ASAM heyetinde bulunuyorlardı. Her seferinde Türk büyükelçiliği ile irtibat içinde olundu. Ve ben bu toplantıların tamamını Türk Devleti ile bazılarını da kamuoyu ile paylaştım Ahmet. Evet, MOSSAD’tan brifing almadım ancak bir İsrail düşünce kuruluşunun düzenlediği bir çalıştayda İsrail ordusundan bir istihbaratçı tümgeneral, Türk büyükelçiliğinin temsilcisinin de olduğu ve yanında oturduğu ortamda bize Ortadoğu’ya İsrail Ordusu’nun bakışı konusunda bilgi verdi. Ahmet özetle, bak ben MOSSAD’dan ne senin söylediğin gibi ders ne de brifing almadım ama İsrailli bir düşünce kuruluşunun çalıştayında bir tümgeneralin brifingini dinledim. Bunu da kamuoyu ile ben paylaştım. Sen de videosunu yeni izlemişsin, onu söylüyorsun en son olarak. MOSSAD bitti şimdi generale geldi. Gizli olsa paylaşır mıydım Ahmet? Ben doğruya bütünüyle aktarıldığı zaman doğru derim. Ahmet Davutoğlu, ben senden farklı olarak işimi çok iyi yaparım. Sen Türk dışişleri tarihinin en kötü dışişleri bakanısın. Ben ASAM başkanlığını da çok iyi yaptım. ASAM’ın alt kuruluşu olarak kurduğum Ermeni Araştırmaları Enstitüsü adlı enstitü, Babacan’ın dışişleri bakanlığı sırasında Türk Dışişleri Bakanlığına bağlı kurum haline getirildi. Sen de 2-3 ay sonra dış işleri bakanı olunca bu kurum sana da bağlandı. Ben kurum kurup devlete hem de senin ve Babacan’ın döneminde hediye etmiş bir adamım. Gelelim Ahmet, benim soracağım sorulara: Ahmet Davutoğlu, ABD’nin en önemli dış politika dergisi ve Amerikan derin devletinin entelektüel yüzü olan Foreign Affairs Dergisi, seni ‘ABD’nin Ankara’daki’ adamı diye ifade etti mi etmedi mi Ahmet? Gelelim ikinci soruya. Beşar Esad devrilince Trump Suriye’nin Yahudilere vaat edilmiş toprakların parçası olduğu kabulünden hareket ederek ‘2 bin yıldır devam eden işgal sona erdi’ dedi. ABD’nin Ankara’daki en iyi adamı olarak sen bu 2 bin yıllık işgalin bitirilmesinde nasıl bir rol aldın? Ahmet, senin İsrail ile çok derin bir bağın var. Bu nereden geliyor? Beni daha fazla zorlama Ahmet Davutoğlu. Son olarak korkma, zerre kadar cesaretin varsa gel televizyonlarda konuşalım. Öyle sağdan soldan topladığın 2-3 kişinin karşısında yaptığın öfkeli konuşmalarla bu iş olmuyor. Gel de Ahmet dosyaların üstünde, tek tek dosyaları konuşalım. Bu kadar cesur musun Ahmet? Yüreğin var mı?” #ESHAHABER.COM.TR 
www.eshahaber.com.tr
November 6, 2025 at 9:21 PM
November 4, 2025 at 8:15 PM
Güncel News press Zafer Partisi'nde toplu istifa #ZaferPartisi #İstifa #Manisa #SiyasiHareket #YerelSeçimler
Zafer Partisi'nde toplu istifa
Edinilen bilgiye göre, Zafer Partisi Manisa teşkilatlarında bir süredir devam eden fikir ayrılıkları toplu istifayı getirdi. İstifa kararına ilişkin yapılan ortak açıklamada, partide uzun süredir büyük emek verdikleri ancak gelinen noktada yolları ayırmanın "zorunlu hale geldiği" belirtildi. Açıklamada, her türlü zorluğa rağmen inandıkları değerler uğruna mücadele ettikleri, ancak bir süredir yaşanan fikir ayrılıkları nedeniyle bu kararın kaçınılmaz hale geldiği belirtilerek, mücadelelerini sürdürecekleri kaydedildi. İstifa edenler arasında Manisa İl Başkanı Necdet Erikçi, İl Teşkilat Başkanı Alican Lopoğlu, İl Sekreteri Kemal Tekcan Güneş, İl Başkan Yardımcısı Mert Gör, İl Gençlik Kolu Başkanı Serkan Egemen Sıvacı ve İl Disiplin Kurulu Başkanı Uğur Çokluk gibi önemli isimler yer aldı. Ayrıca Yunusemre İlçe Başkanı Osman Kılıç, Şehzadeler İlçe Başkanı Gökhan Parlak ile Akhisar, Gölmarmara ve Köprübaşı ilçe teşkilatları ve yönetimlerinin de istifa ettiği öğrenildi. Manisa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı'nın yanı sıra Soma, Akhisar, Yunusemre, Kırkağaç gibi ilçelerin belediye başkan adayları ve çok sayıda belediye meclis üyesi adayının da istifasını sunduğu öne sürüldü. Kaynak: HABER7.COM #ESHAHABER.COM.TR #haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
www.eshahaber.com.tr
October 30, 2025 at 4:47 PM
Güncel News press Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ; AYDIN HALKININ İRADESİNE SİYASİ İHANET EDİLDİ #ZaferPartisi #ÜmitÖzdağ #Aydın #Siyasiİhanet #Medya
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ; AYDIN HALKININ İRADESİNE SİYASİ İHANET EDİLDİ
AYDIN HALKININ İRADESİNE SİYASİ İHANET EDİLDİ Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, İl Başkanı Tarık Aydın ile birlikte Efeler Otel’de Basın Mensuplarının sorularını yanıtladı. Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın Aydın’daki Zafer Partisi standına gerçekleştirilen saldırı hakkında gelen soruya verdiği cevap: “Konu biliyorsunuz, polise ve yargı makamlarına intikal etti. Saldırganlarla ilgili güvenlik güçleri ve yargı gerekeni yapacaktır. Burası dağ başı değil, aydın, medeni bir şehrimiz. Ve sevgili Aydınlılar da böyle sokak ortasında yapılan saldırılardan çok rahatsızlık duyduklarını ifade ettiler. Bunu da görüyoruz. Değerli Aydın basınını da benim inceleme fırsatım oldu. Basın da gereken tepkiyi ortaya koydu. Onun için Aydın basınına da Aydın Emniyet Müdürlüğü’ne de yargıya da teşekkürlerimizi iletiyoruz. Bunun dışında çok üzerinde durulacak bir konu değil.” Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın İYİ Parti ile ittifak hakkında gelen soruya verdiği cevap: “Sadece Müsavat Bey'le buluşmuyoruz. Birçok siyasi parti genel başkanıyla bir araya gelme şansımız oluyor. Müsavat Bey de çok değerli bir arkadaşımız. Uzun yıllardan beri tanışıyoruz. Bir süre Milliyetçi Hareket Partisi'nde bir süre de İYİ Parti’de birlikte siyaset yaptık. Ve Türkiye'deki seçim sistemi bütün siyasi partileri seçim öncesinde kurulmuş ittifaklara zorluyor. Biz de geçen seçim bir ittifak yapmıştık. İYİ Parti de başka partilerle ittifak yapmıştı. Bu seçim de muhakkak hem iktidar hem muhalefetteki partiler yeni ittifak arayışları içerisinde olacaklardır. Bizim henüz gündemimizde yok ve görüştüğümüz partilerin de şu anda gündeminde ittifak yok onu söyleyeyim. Bu ittifaka karşı olmak anlamında değil. Bugünün gündemi değil sadece ama sonuçta ittifakların olacağını ben de düşünüyorum. Nasıl olur? Onu zamanı geldiğinde hep birlikte görürüz.” Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın Özlem Çerçioğlu hakkında gelen soruya verdiği cevap: “Aydın halkının iradesine siyasi bir ihanet edildiğini düşünüyorum ben. Ve bunu da Türkiye'nin yaşadığı olağanüstü şartlar ve düşman ceza hukuku uygulamalarından bağımsız düşünmemiz mümkün değil. Özlem Çerçioğlu dün Cumhuriyet Halk Partisi'nin önünden geçerken tesadüfen Büyükşehir Belediye Başkanı olmuş bir kişi değil. 23 seneden beri Cumhuriyet Halk Partisi'nde Milletvekilliği, Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapmış. Yani yaşamının çocukluğunu çıkartırsanız çok büyük bir bölümünü, belki yüzde 80'ini, Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında geçirmiş ve bu sürenin de tamamında yani 2002 sonrasında Adalet ve Kalkınma Partisi'nin temsil ettiği politik zihniyetle ters düşmüş, onunla mücadele etmiş diyelim. Çünkü Cumhuriyet Halk Partili olarak bir siyasetçi bir gün içerisinde AK Parti'ye geçiyorsa bunu siyasetin ve hayatın normal akışı içerisinde izah etmemiz mümkün değildir. Durum bu ve Türkiye'de Özlem Çerçioğlu’nun istifası sadece bir Aydın meselesi, Aydın'da bir Büyükşehir Belediye Başkanının istifası değil, Türkiye'de siyasetin hukuki görünümlü araçlarla aynı zamanda yeniden yapılandırılması döneminin bir parçası olarak görüyor ve değerlendiriyoruz. Çok üzücü buluyoruz. Ben insan hayatının sadece biyolojik hayatla sınırlı olmadığını, insanların biyolojik hayatları sona erdikten sonra da yaşamaya şu veya bu şekilde devam ettiklerini düşünürüm. Ve biyolojik hayatınız sona erdikten sonra yaptıklarınızı anılarak yaşarsınız ve o anılarak yaşama da çok önemlidir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi anılarak yaşamak da var, başka türlü anılarak da yaşamak var.” Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın Türkiye’nin içerisinde bulunduğu ekonomik kriz hakkında gelen soruya verdiği cevap: “Ekonomik bir kriz değil, ekonomik bir buhranla karşı karşıyayız. Dar gelirli ki bunun içinde asgari ücretli var ve bunun içerisinde 16 milyon emekli, dul ve yetim var. Yani sayıyı toplarsak 30 milyondan fazla insandan bahsediyoruz. Milli gelirden aldıkları pay 8 seneden bu yana azalıyor. Yani küçük bir azınlığın gittikçe zenginleştiği, lüks tüketime kaydığı, lüks tüketimin ve lüks tüketimi oluşturan malların ithalatının arttığı ama öte yandan dar gelirlilerin açlıkla sınandığı bir Türkiye'de yaşıyoruz. İnsanlar pazarlara çok geç saatte gelip fiyatların ucuzlamasını veya atılanları toplamayı bekliyorlar. İnsanlar pazar torbalarını doldurmadan pazardan ayrılıyorlar. Ekonominin geldiği noktayı göstermesi açısından Erdoğan'ın TOKİ’ye kiralık ev yapılması talimatını verdiğini hatırlayalım. Eskiden TOKİ satmak için ev yapardı ama şimdi insanlar da para kalmadıysa satın alamadıkları için, devlet ev kiralayacak bunun için ev yapacak ve bankaların da kira kredisi vereceği söyleniyor. Eskiden ev satın almak için kredi verirlerdi. Böyle bir ortamda yaşıyoruz. İktidarın enflasyonu düşürme dışında hiçbir hedefi yok ama enflasyonu da düşüremiyor. Çünkü bir taraftan da insafsızca para harcanmaya devlet tarafından devam ediliyor, iktidar tarafından devam ediliyor. 4-5 maaş alanlar o maaşları almaya devam ediyorlar, o yüksek hakkı huzurları almaya devam ediyorlar ama üniversitelerden mezun olan öğretmen adaylarımızın da yüz binlercesi işsiz kalmaya devam ediyor. Özetle büyük bir adaletsizlikle karşı karşıyayız, liyakatsizlikle karşı karşıyayız ve Türk sanayisi ağır bir krizden geçiyor. Tekstil sektörünün çökeceğine dair açıklamalar tekstil sektörünün önde gelen isimleri tarafından yapılıyor. Dün İzmir'de bir tekstil fuarını ziyaret ettim ve fuarda bana söylenilen şey oraya getirilen kumaşların yüzde 80'inin ithal kumaşı olduğuydu. Bir tekstil ülkesinde yaşıyoruz güya ama 200 tane fabrikamız Sisi'nin Mısır'ına gitmiş, 5 milyar dolarlık bir yatırımı oraya götürmüşler. 375 bine yakın tekstil işçisi işlerini kaybetmişler. En son Colin’s Aksaray'da kapattı 2 bin 500'e yakın işçiyi işten çıkararak. Bunlar büyük rakamlar, çok büyük rakamlar. İş dünyası bütün bu ağır buhranın içerisinde konuştuğumuz zaman ekonomik krizden daha önce yaşanan hukuk krizinden bahsediyor. Çok ağır koşullarda ama hukuk diyor. Çünkü hukuksuzluk da insanların malına, mülküne, tapusuna el koymada olağanüstü kolay şekilde gerçekleşiyor. Böyle bir ülkeye yabancı yatırım da doğal olarak gelmiyor. Ve Türk iş dünyası yabancı ortaklarıyla veya yabancı partnerleriyle bir ticaret süreci içerisine girdiğinde muhataplarının hukukla ilgili eleştirilerine cevap verebilecek durumda değiller. Bu da Türkiye'den büyük bir sermaye kaçışına neden oluyor tekstil dışında da. Son günlerde iktidarın değişik holdinglere, bunların bazıları da yandaş holdingler operasyon başlattığını gördük. Bu holdingler ne zaman kuruldu? Bu suç olduğunu söyledikleri eylemleri ne zaman gerçekleştirdiler? Zafer Partisi’nin iktidarında mı? Hayır AK Parti iktidarında gerçekleştirdiler. Nasıl müsaade ettiniz buna? Şimdi bir holding var, bir başka holdingden televizyon satın almış. Televizyon satın alırken devletin bütün güvenlik ve istihbarat kurumları bu adamlar temiz diye rapor vermiyor mu? Bu adamlar televizyon satın aldıktan sonra mı kirlendiler daha önce de mi kirliydiler? Daha önce kirliydilerse devlet nasıl temiz raporu verdi? Özetle tam bir hukuk kaosu, devlet krizi ve ekonomik buhran birlikte yaşanıyor.” Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın KKTC’de gerçekleşen seçimler hakkında gelen soruya verdiği cevap: “Seçimlerden önce adaya giden ve adada üç gün çalışan tek genel başkan bendim ve güçlü de bir ekiple gittim. Eski Kıbrıs'tan sorumlu Devlet Bakanı ve Dışişleri Bakanımız Prof. Dr. Şükrü Sina Güler ve Parti Sözcümüz Kıbrıs'ta okumuş ve yıllarca çalışmış Azmi Karamahmutoğlu Bey'le gittik. Yani adanın sorunlarına tarihsel derinlik içerisinde hâkim olan bir ekiple adadaydık. Ada siyasetini bilen bir ekiple adadaydık. Size samimiyetle şunu söylüyorum arkadaşlar: adaya gitmeden önce AK Parti'nin Ersin Tatar'ı desteklemediğini bilerek giderek gittik. Azmi Bey beni aradı adaya gitmeden üç gün önce. ‘Genel Başkanım birlikte gidiyoruz heyetle adaya. Biz Ersin Tatar'ı ve iki devletli çözümü destekleyeceğiz ama iktidarın AKP’nin Ersin Tatar'ı desteklemediğini adadaki bütün tanıdıklarım ifade ediyorlar’ dedi. Ben de buna rağmen bizim meselemizin Ersin Tatar değil bağımsız KKTC ve iki devletli çözüm olduğunu ifade ettim. Adaya gittiğimiz zaman ada siyasetinin ve ekonomisinin önemli isimleriyle de temasta bulunduk. Onların da söyledikleri şey, bakın çok net söylüyorum onların da söyledikleri şey, AK Parti burada Ersin Tatar'ı gerçekten desteklemiyor. Desteklermiş gibi görünüyor dediler ve biz bunu döndüğümüzde divanda arkadaşlarımızla konuştuk. Kamuoyuyla paylaşıp paylaşmamayı tartıştık. Ama seçim öncesinde yeni bir spekülasyona yol açmamak için seçimin sonunu beklemeye karar verdik. Ve seçimler biter bitmez de bunu kamuoyuyla paylaştım. Kıbrıs'ta Kıbrıs halkının meşru iradesi seçimde tecelli etmiştir. Buna saygı duyuyoruz. CTP'nin adayı seçilmiştir. Kendisine de başarılar diliyoruz. Bu başarı iki devletli çözüm çerçevesinde bir başarıdır elbet. Federasyon görüşmelerinin beyhude olduğunun 50 senede anlaşılmış olması gerekiyor. Ve Türk halkının artık bir daha bir belirsizlik içerisine sürüklenmeden kendi bağımsız devletine inanç duyarak yola devam etmesi gerektiği inancındayız. “ Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın yolsuzlukla suçlanan Merkez Bankası Genel Başkan Yardımcısı hakkında gelen soruya verdiği cevap: “Değerli kardeşim herhalde siz Merkez Bankası Başkan Yardımcısı olsaydınız ve sizin imzanız #Türk parasının üzerinde olsaydı ailenize bırakacağınız en büyük miras ve onur kaynağı bu olurdu. Çocuklarınız ve torunlarınız gelecek 10 yıllarda bizim babamızın imzası Türk lirasının üzerinde var diye övünç duyarak gösterirlerdi. Özetle demek istediğim şudur ki bu zatı anlamak mümkün değil. Türkiye Cumhuriyeti sana böyle bir onurlu görev vermiş. Türk lirasının üzerine imza atıyorsun. Yani hazineyi emanet ettiğimiz adamların hazineyi soyduğu iddiasıyla karşı karşıyayız. Şimdi başka itirafçılar çıktı Merkez Bankası'nda. Yurt dışında nasıl Singapur'da vesaire çip fabrikası kurmuşlar ve dolandırıcılık yapmışlar itirafçıların söylediğini basında çıktığı kadarıyla aktarıyorum. Özetle devlet krizi derken yozlaşmayı, talanı, soygunu, devlet kaynaklarının insafsızca harcanmasını, çalınmasını bunların hepsini kastediyoruz. Bu kirli sürecin bir parçası yine burada görüyoruz ne yazık ki.” ESHAHABER.COM.TR
www.eshahaber.com.tr
October 24, 2025 at 4:11 PM
Zafer Partisi’ne saldıran Ülkücülerden ‘yapay zekâ’ savunması

#ZaferPartisi
Zafer Partisi’ne saldıran Ülkücülerden ‘yapay zekâ’ savunması
Aydın'da Zafer Partisi standı, Ülkü Ocakları yöneticilerinin de bulunduğu bir grup tarafından dün saldırıya uğramıştı
birliktenkuvvetdogar.web.tr
October 23, 2025 at 12:19 AM
Aydın'da Zafer Partililere saldırı!
"MHP'liler tarafından yok edildi"

#ZaferPartisi
Aydın'da Zafer Partililere saldırı! "MHP'liler tarafından yok edildi"
Aydın'ın merkezinde Zafer Partisi tarafından kurulan stant, MHP'li olduğu iddia edilen bir grubun saldırısına uğradı
birliktenkuvvetdogar.web.tr
October 21, 2025 at 7:02 PM
🟡 Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Dem Partili Sırrı Sakık'a İşte Böyle Cevap Verdi!

💬"ATATÜRK'E ALÇAK DİYEN, ALÇAK OĞLU ALÇAKTIR!"

#ÜmitÖzdağ #Atatürk #ZaferPartisi #SırrıSakık #Haber
October 19, 2025 at 4:35 PM
Ümit Özdağ "Dem'de Hüdapar'da bizim için vatan hainidir"

Bunu söyleyebilecek tek kişi sendin yine herkesten önce sen söyledin büyüksün başkanım.
#ÜmitÖzdağ
#ZaferPartisi
October 3, 2025 at 6:46 PM
📌Zafer Partisi'nden istifa eden Sevdagül Tunçer kimdir, aslen nereli, kaç yaşında?

İşte hayatı ve kariyeri...

#sevdagültunçer #zaferpartisi #istifa
Zafer Partisi'nden istifa eden Sevdagül Tunçer kimdir? Sevdagül Tunçer aslen nereli, kaç yaşında?
Zafer Partisi Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi Sevdagül Tunçer'in hayatı, yaşı ve memleketi gibi konular merak ediliyor. Tunçer, "partiyle hiçbir bağının kalmadığını" açıklamıştı. Peki Zafer Partisi'nde...
www.sokgazetesi.com.tr
September 26, 2025 at 11:34 AM
📍BEYLİKDÜZÜ/ AKM

Beylikdüzü Kent Konseyinin bugün gerçekleşen Genel Kurul Toplantısına katılım sağladım.
Sivil toplum kuruluşlarının verdiği önergeleri okuduğumda bölgemizle alakalı talepler mutluluk vericiydi.

#BeylikdüzüKentKonseyi
#ZaferPartisi
#ÜmitÖzdağ
September 25, 2025 at 4:40 PM
"Türklüğün düşmanı çoktur ama Türklüğü savunanın düşmanı daha çoktur."

Vefatının 111. yılında "Dilde, fikirde, işte birlik" ilkesinin mimarı, büyük dava ve fikir adamı İsmail Gaspıralı'yı saygı ve rahmetle anıyorum.

@zaferpartisi
September 24, 2025 at 12:04 PM
Güncel News press BU ÜLKEDE EŞYALARININ BİLE GÜVENDE OLMADIĞINI KADINLARA GÖSTERDİNİZ #KadınHakları #Güvenlik #TürkGençliği #ZaferPartisi #EşyaGüvenliği
BU ÜLKEDE EŞYALARININ BİLE GÜVENDE OLMADIĞINI KADINLARA GÖSTERDİNİZ
BU ÜLKEDE EŞYALARININ BİLE GÜVENDE OLMADIĞINI KADINLARA GÖSTERDİNİZ Zafer Partisi Gençlik Kolları Sözcüsü Şeymanur Aklan, Türk gençliğinin gündemine ilişkin haftalık basın toplantısında konuştu. Şeymanur Aklan: “Türk gençliğinin sorunlarını konuşacağımız bir toplantıda daha beraberiz. Bu kadarına da pes dediğimiz şeyler her geçen gün artıyor. Bu hafta bir skandala daha imza atıldı. Cevizlibağ ve Merkezefendi KYK Yurdu’nda kız öğrencilerin kişisel eşyalarına zarar verildi, üstüne bir de kız öğrenciler taciz edildi, odalarına ahlaksız mesajlar bırakıldı. Utanmazlar bir de içki sofrası kurmuşlar. Paylaşılan fotoğraflarda yabancı uyruklu şahısların olduğu da görülüyor. Biz bu olayın neresinden tutalım şimdi? Senelerdir başta Genel Başkanım Sn. Prof. Dr. Ümit Özdağ olmak üzere Zafer Partisi olarak güvenli bir Türkiye’nin yol haritasını anlatıyoruz. Kız öğrenci yurdunun tadilatını ne biçim insanlara verdiniz sayın yetkililer? Bu aymazlar öğrencilerin kişisel eşyalarına zarar verirken, masalarındaki Türk bayrağına yırtarken siz neredeydiniz? Bu ülkede kadınların, kız çocuklarının, genç kızlarımızın güvende olmadığını bizler zaten hissediyorduk ama eşyalarının, kaldıkları yerin bile güvende olmadığını bize sizler gösterdiniz. Bu arkadaşlarımızın odalarında tekrar huzurlu hissetmesi nasıl mümkün olacak, hiç düşünüyor musunuz? Biz yurt yetkilisinden bir şey duymayı beklerken bir de üstüne ihbarda bulunan kızları ifşaladıkları iddiası yayıldı. Biz sizin sebep olduğunuz skandallar yüzünden utanıyoruz. Yurt müdürünün görevden alındığı açıklandı. Sürecin içindeki her ihmal için yaptırım uygulanana dek bizler de soruşturmayı tüm detaylarıyla takip edeceğiz, bundan kimsenin şüphesi olmasın. Bu ülkenin evlatları sahipsiz değildir, Zafer Partisi ülkemizdeki güvenlik açığının yalnızca kadınlarımız ve genç kızlarımız için değil her vatandaşımız için oluşturduğu tehdidi anlatmaya devam edecek. Bu haftanın bir başka skandalı, Üsküdar Üniversitesi kurucusu ve rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan bir paylaşım yaptı ve kadınları hedef gösterdi. Ambalajlı ve ambalajsız şeker görseli paylaşarak altına şöyle bir not düştü: ’Özel olan güvendedir, kendini teşhir eden tehdit altındadır. Huzur bulamaz. Suç ve şiddet olaylarına biraz da bu gözle bakalım.’ Tepki gösterilen bu paylaşımını daha sonra özel hayatın gizliliğine ve sosyal medyaya yordu ama bir psikiyatristin hele ki bir profesörün böyle bir paylaşım yapması dışında mağdurla değil de suçluyla empati yapmasına ne demeli? Nevzat Bey suçluyla neden empati yapıyorsunuz siz? Kadınlarımız, genç kızlarımız kendilerini zaten güvende hissetmiyor bir de üstüne bu aydın görünümlü hastalıklı zihniyetlerle savaşmak zorunda kalıyorlar. Hangi gözle bakarsanız bakın suçu, suçluyu böyle hafifletmenize müsaade etmeyeceğiz, bu zihniyetin tam karşısında durmaya devam edeceğiz. Bu hafta değinmek istediğim bir başka konu mülakat sistemi. Biliyorsunuz, mülakat sistemi gençliğin belini büküyor. Gençliğin hakkını yiyen, yazılı sınavdaki başarısının üzerine çökenler mülakat sistemini kendileri için bir avantaja çeviriyor. ‘Kaldıracağız’ dediler kaldırmadılar. Üzerine bir de ‘Artık adam gibi mülakat yapacağız’ dediler… Daha önce nasıl yaptıklarını kimse bilmiyor. Mülakat sistemiyle aday öğrencinin yazılı başarısını göz ardı ederek torpillerle, adam kayırmacılıkla istediklerini istedikleri yere atıyorlar. Bizler bu yüzden hayattan kopan gençlerimizi unutmuyoruz. Sizlerin unutmasına da izin vermeyeceğiz. Mert Akdoğan hakim-savcılık sınavında 115’inci olmuş ve mülakatta elendikten sonra hayatına son vermişti. Keza Doğuş Can, Samsun’da birinci olarak girdiği mülakatta elenmiş ve kalmış olduğu yurttan atlayarak intihar etmişti. Nice yitip gidenlerin ahı ve hayatta olan ama ahını aldıklarınız… Bu kepaze sistem daha ne kadar devam edecek? Biz merak ediyoruz. Yeni süper emekli eski bürokratlarımızın çocukları diğer adaylara göre yazılı sınavdan düşük puan almış olmasına rağmen mülakatta küsurat farkıyla geçerek kontenjanlara yerleştiler. Diyelim ki adam kayırma yapılmadı, bir bürokratın kızının işe alınmaya çok mu ihtiyacı vardı? Bizleri bu atamanın hakkaniyetle yapıldığına siz nasıl inandıracaksınız? Çok merak ettiyseniz biz hakkımızı helal etmiyoruz. Gençliğe sözümüzdür: Zafer Partisi iktidarında mülakat sistemini kaldıracak ve adam kayıranlara geçit vermeyeceğiz. Aday öğrenci yazılı sınavdaki başarı oranına göre atanacak. Bana gelen bir mesaj yoluyla öğrendiğim bir bilgiyi paylaşmak istiyorum. Sağlık alanındaki atamalarda da atama yapılan diğer sektörlerde olduğu gibi farklı uyruklardan kişilerin önceliklendirildiği iddiası geliyor. Türk hekimleri yerine farklı uyruklardaki hekimlere atamada öncelik verildiği söyleniyor. Liyakatsiz atamalar, toplumda eşitlik ve adalet duygusunu zedeliyor. Devlet Hizmeti Yükümlülüğü tebligat listesi elime ulaştı ve listenin yalnızca altıda biri Türk. Doktorlarımızın, öğretmenlerimizin ve diğer meslek grubundan vatandaşlarımızın, gençlerimizin hakkını yiyen bu zihniyet değişmelidir. Ne yaparlarsa yapsınlar Türk çocuğu kendi yurduna yabancılaşmayacak. Türk milleti ve Türk gençlerinin devletine olan güven duygusunun daha fazla zedelenmesine müsaade etmeyeceğiz. Zafer Partisi, Türk gençliği hak ettiği refaha, imkana ve kaynaklara kavuşana dek mücadelesini sürdürecek. Bu amaçla önümüzdeki günlerde tıpkı geçen yıllarda olduğu gibi genel başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ öncülüğünde birkaç gün sürecek il başkanları toplantısı yapacak ve Türk gençliğinin temsili için Zafer Partisi Gençlik Meclisi’ni oluşturacağız. Bölge ve il toplantılarımıza da başlıyoruz. Vatanımızı karış karış gezerek Türk gençliğinin ve Türk milletinin sesi olmaya devam edeceğiz. Toplantımızı Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın mesajıyla kapatmak istiyorum. ‘Sevgili Gençler, çağrım size. Sizin sahip olduğunuz oyların genel oy içindeki yüzdesi size iktidarı değiştirecek siyasi gücü veriyor. Yılmayın, usanmayın, bıkmayın, korkmayın ve değiştirerek ülkenizi ve umutlarınızı geri alın.’”
www.eshahaber.com.tr
September 23, 2025 at 12:26 PM