#i̇hsanaktaş
#ABD 'de düşen kargo uçağının patlama anına ait görüntü.

#i̇hsanaktaş #ardagüler #kentucky #thm
November 5, 2025 at 6:52 AM
#MelisSezen ’in gün batımı eşliğinde kameraya rollendiği anlar, “temiz delirdi” yorumlarını beraberinde getirdi.

#i̇hsanaktaş #ardagüler #kentucky #thm
November 5, 2025 at 6:51 AM
Van'da yükselen dolunay görüntülendi.

#i̇hsanaktaş #ardagüler #kentucky #cumhurittifakı #thm
November 5, 2025 at 6:48 AM
#Louvre Müzesi’nin güvenlik kameralarına erişim için kullanılan şifrenin “Louvre” olduğu ortaya çıktı.
#bist100 #İhsanAktaş #AlperenŞengün #Gumi #THM
November 4, 2025 at 9:08 AM
#DevletBahçeli: “Hukuki yollardan sonuca ulaşmıştır.

#selahattindemirtaş'ın tahliyesi Türkiye için hayırlara vesile olacaktır.”
#bist100 #İhsanAktaş #AlperenŞengün #Gumi #THM
November 4, 2025 at 9:02 AM
#selahattindemirtaş 'ın avukatları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı doğrultusunda tahliye talebinde bulundu.
#bist100 #İhsanAktaş #AlperenŞengün #THM
November 4, 2025 at 8:58 AM
Güncel News press İhsan Aktaş partilerin oy oranlarını açıkladı #İhsanAktaş #CumhuriyetHalkPartisi #Hizipçilik #Ekonomi #Seçim2023
İhsan Aktaş partilerin oy oranlarını açıkladı
Genar Araştırma Şirketi Başkanı İhsan Aktaş gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Aktaş, CHP'deki hizipçi yapıya dikkat çekerken , İmamoğlu ile hizipçilik geleneğinin değiştiğini ifade etti. Aktaş ayrıca son kamuyu araştırmalarını da paylaştı. "100 YILLIK PARTİ HİZİPÇİ BİR YAPIDA" Genar Araştırma Başkanı İhsan Aktaş şunları söyledi: Cumhuriyet Halk Partisi 100 yıllık bir parti, doğal olarak bir partinin ömrü 100 yıl olunca aynı zamanda hizipçi bir parti de oluyor. Fakat Cumhuriyet Halk Partisi'nin hizipçiliğine biz şöyle alışmıştık; Baykalcılar, karşıtları ya da Kılıçdaroğlu taraftarları, ulusalcılar. Bu hizipçilik ilk kez bir başkalaşıma uğradı. Başkalaşım da şudur: İmamoğlu'nun devreye girmesiyle, Cumhuriyet Halk Partililerin kavgaları, orta sınıf sanayici, iş adamı ya da sonradan eklemlenen, daha çok Anadolu'dan batı kentlerine göç etmiş siyasetçi, esnafından bazı insanlar. Fakat İmamoğlu'nun devreye girmesiyle Cumhuriyet Halk Partisi'ndeki hizipçilik geleneği değişti. Yani o hizipçilik kendi içerisinde A grubu, B grubu, C grubu sürekli etkin olmaya çalışıyor. Hiç kimse partinin dışına çıkmaz. Hatta kişiler partinin dışına çıksa bile üyeler çıkmaz ve bu kendi ekosistemi içerisinde devam ederdi. İmamoğlu, bir sağcı politikacı olarak ilk kez Cumhuriyet Halk Partisi sistemine girdiği zaman o paranın gücünü keşfetti. Bence şeyde de keşfetmedi. Cumhuriyet Halk Partisi'nden Büyükşehir Belediye Başkanı olunca keşfetmedi. Zaten deneyimi vardı; Beylikdüzü'nde ve İstanbul gibi korkunç bir sermayeye ulaşınca, yani yıllık harcama miktarı ya da yıllık toplam hacmi 850 milyar dolar olan bir kamu bütçesi var önünde ve bu bütçeyle karşılaşınca bunun kullanımı insana çok sınırsız bir güç veriyor. Hele şöyle de bir şeyiniz varsa, yani biz 2023 seçimlerini zaten kazanacağız, zaten iktidar olacağız. Dolayısıyla korkusuzca da hareket edebiliriz. İmamoğlu önce yaklaşık 1 milyar dolarlık bir rakamla Cumhuriyet Halk Partisi'nin genetiğini değiştirdi ve delege satın alarak, bunlar iddiadır, mahkemelerde ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin iddiası, delege satın alarak, organizasyon yaparak, siyasal vaatte bulunarak Cumhuriyet Halk Partisi kongresini kazandı. Sadece kongreyi kazanmadı, seçime giderken, yani küçük partilerin satın alınması konusunda da söylentiler var. "CHP'NİN YÜKSELİŞİ SÜRDÜREBİLİR DEĞİL" Mesela kamuoyuna açık, yani çok böyle biz istihbarat kökenli çalışan bir gazeteci değiliz, fikir ve analiz üzerinden yorum yapıyoruz. Ömer Erhan çıktı, dedi ki İbrahim Özkan'ın hesaplarını istihbarat araştırsın, incelesin. Bu adam benim partimi sattı, içini boşalttı. Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi alışık olmadık, bir sağcı politikacıyla karşılaştı. Bu da bütün her şeyi paranın gücüyle satın alma yeteneği olan ve buna inanan birisi ve bu konuda başarılı da oldu diyebiliriz. Cumhuriyet Halk Partisi Ekrem İmamoğlu tutuklanınca, %30'lardan 34-35'lere bir tırmanış gösterdi. Aynı zamanda çok enteresandır, AK Parti seçmeni, bu Cumhuriyet Halk Partisi'nin baskın bir şekilde meydanlarda olması, bir güç gösterisi yapması AK Parti seçmeninde bir toparlanma oluşturdu. AK Parti de oylarını 1.5-2 puan artırdı. Önce 35'te eşitlendiler, sonra 33.5'a düştü AK Parti'nin oyları. Çok enteresandır, 32.5'da CHP'nin oyları düştü. Ben zaten CHP'nin oyları 35'e çıktığı zaman bunun sürdürülebilir olmadığını düşünüyordum. Çünkü siyaset rasyonellik bekler. Ekonomi politikaları, sosyal politikalar, emeklerle ilgili politikalar, dış politika… CHP'nin bu taraflarda bezi yoktur. Sadece orta sınıf CHP seçmeni açısından ya da siyaset açısından hükümet karşılığı, marjinal gruplar açısından da devlet karşılığı üzerinde bir motivasyonu var ve rasyonel konulara inemiyorlar. Ben CHP'nin çok kısa zamanda (-30'lar bandına ineceğini düşünüyorum. Çünkü manzaraya baktığınız zaman, Allah aşkına şu son bir haftadır medyada olup bitenlere bakın, özellikle Barış Yarkadaş'ın açıklamaları çok net, çok etkili. Bir bakıma kitabın ortasında bütün olan biteni anlatıyor. Partinin hali bence içler acısı. "CHP'DE BİZ DAHA ÇOK KURULTAY GÖRECEĞİZ" Bu ister siyasette olsun, ister hükümet yönetiminde olsun. Bir doğallığı, rasyonelliği siz bozduğunuz zaman, aşırı müdahale ettiğiniz zaman bir parti, o partinin genetiği bozulur. Ben geçtiğimiz günlerde bu analizi yaptığımda CHP'li bir yetkili dedi ki, hiç kimsenin CHP'yi değiştirmeye, başkalaştırmaya bücür yetmez. Ama şöyle düşünün, delegelerin %70-80'i Kılıçdaroğlu tarafları, akşam yatıyorlar, sabah kalkıyorlar, İmamoğlu'cu, ki sokakta bir sürü iddialar var. Zaten savcı da medyada ya da sosyal medyada yapılan iddiaları değil, bizatihi şikayetler üzerinden hareket eder. Bugüne kadar çok ilginçtir, ben kurultay olduğu zaman, ben dedim ki, Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurultaylar silsilesi başladı, bir öngörü koymuştum. Muhtemelen de biz daha çok kurultay göreceğiz. CHP'nin iç dinamiklerinde Kılıçdaroğlu ve taraftarı mahkemeye, kurultaya müdahale edildiğini düşünüyor. Doğrudan da rüşvette ve satın almayla müdahale olunduğunu düşünüyor. Zaten İstanbul Kurultayı'nda bu tartışma başlamıştı. Mesela biz sosyal medyadan o gün gece şöyle şeyler okuduk, döviz büroları açıldı, şu kadar milyarlık döviz parası dışarı çıkarıldı, CHP bunu delege satmak için kullanıyor. Bu kapalı bir bilgi değildi, o yüzden sosyal medyaya yayılıyordu. Ya da Ankara'da falan otelde kamp kuruldu ve delegelerle görüşmeler yapılıyor. Bütün bunları kamu otoritesi, devlet, savcılık ya da emniyet takip etmiştir. Ben çok mesela birkaç ay önce kurultayı iptal konusu gündeme gelseydi, acaba denebilirdi ama şu an bu özellikle büyükşehirde çıkan rakamlar, yolsuzluklar, o trollere ödenen paralar ya da şöyle belli başlı il başkanları doğrudan bana rüşvet verildi ve ben bu rüşvetten dolayı oyumu, irademi değiştirdim dediyse, aslında bir yönüyle demokrasi, seçmen iradesi ya da delege iradesi üzerine kurulu bir sistemdir. O irade parayla satın hâle geldiği zaman çok korkunçtur. Eğer bu hadiselerin yüzde 10'u AK Parti ya da başka bir partide olmuş olsaydı, Cumhuriyet Halk Partisi medyası kıyameti kopartırdı, yer gök inlerdi. Ama AK Parti'yi destekleyen medya kuruluşları gayet efendi, gayet rasyonel, sağlıklı insanlar, sağlıklı düşünen insanlar yani şey yapmıyorlar, kampanya dönüştürmüyorlar. Bir partinin genel başkanı ki onlar Mustafa Kemal'in oturduğu koltukta oturan adam olarak da kutsiyetle atfederler. TROL ORDUSU VE KONTROLSÜZLÜK Bu kadar örselenmesi, bu kadar hakaret edilmesi, bu kadar aşağılanmasını kolay kolay her irade hazmetmez. Yani ben Kılıçdaroğlu'nda bu kadar aşağılanmayı, bu kadar düşmanlaştırılmasını hazmetmediğini düşünüyorum. Ama onlar şöyle bir şey yaptılar, bir kitle oluşturdular. Yani şöyle diyelim, muhafazakara düşman, tarikata düşman, din ve diyanetle alakalı meseleye düşman, Erdoğan'a düşman. Ya siz kontrolünü kaybetmiş, izandan yoksun, akıldan yoksun bir trol kitlesi oluşturduğunuz zaman, bunun yarın kime söveceğini kontrol edemezsiniz. Bir bakıma Cumhuriyet Halk Partisi kendi eliyle oluşturduğu trol ordusunun esir haline geldi. Dün Eren Erdem'in açıklamaları vardı. Yani o Kılıçdaroğlu ailesine ve çevresindekilere. Söylenen şeyler korkunç şeyler. Normal bir insan oturup Twitter'dan böyle şeyleri yazamaz. Artık Cumhuriyet Halk Partisi'nin bu kontrolden çıkarılmış trol ordularının esir olduğunu düşünüyorum. İster Kılıçdaroğlu taraftarı olsun, ister İmamoğlu taraftarı olsun. Emniyet güçlerinin de bu aşağılık insanları sosyal medya ortamından temizlemesi lazım geldiğini düşünüyorum. SON ARAŞTIRMALAR VE TÜRK SİYASETİ Ben Genar Türkiye raporunda bir önceki sayıda şöyle bir çerçeve ortaya koymuştuk. Demiştim ki Türkiye iki partili sisteme doğru geçiyor. Biliyorsunuz başkan sistemine geçildiği zaman artık ABD'nin olduğu gibi demokratlar ya da cumhuriyetçiler iki partili sistem var. Türkiye'de siyasal parti geleneği çok güçlü. Acaba geçilir mi diye bir tartışma vardı. Bugün AK Parti 33.5'larda bir oyu var bugün seçim olsa. Cumhuriyet Halk Partisi ona yakın. Milliyetçi Hareket Partisi ve DEM'in oyları %10'da. Her ikisinde 9.5-10 civarında. Şimdi iki büyük parti arkasından iki %10'luk Milliyetçi Parti geliyor. Geride kalan terörist Türkiye'ye karşı olan radikal milliyetçilik yapmaya çalışan Yeniden Refah Partisi dahil bütün bu oy grubu 2.5-3 arasına sıkıştı. Yani gerideki üç partinin, İyi Parti'nin, Zafer Partisi'nin ve Yeniden Refah Partisi'nin etkinliği kalmadı. Zaten o listedeki yüz tane parti listeye giremiyor zaten. Demek ki bundan sonra AK Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi başlat iki parti olarak rol olacak. Hemen arkasından iki Milliyetçi Parti'nin, DEM'in ve Milliyetçi Hareket Partisi'nin bir pozisyonu olacak. Küçük partilerin ben daha varlık göstereceğini bundan sonra düşünme. Konjüktür ne olursa olsun. AK PARTİ'NİN GÜCÜ VE GELECEK ÖNGÖRÜSÜ AK Parti ile ilgili bir öngörümü söyleyeyim. Milletin muhalefetten yani Cumhuriyet Halk Partisi'nden uzun vadeli bir umudu olmadığı için aklına iktidarı değiştirmek gibi bir model koymuyor. AK Parti %33-35'leri de tutuyor. Ekonominin iyileşmesi halinde bu %40 demektir. Ve Milliyetçi Hareket Partisi'nin oyunu koyduğun zaman %50. Demek ki şu an iktidarı devam ettirmek, sürdürmek potansiyeli hala Cumhur İttifakı'nda. Bunu bir analiz olarak saklı tutalım. Yani önümüzdeki 5-6 ayda ya da 1 yıl içerisinde bu manzarayı Türkiye'de görebiliriz. Dar gelirlerde, emeklerde ve dar gelirlerde ekonomide en ufak bir iyileşme AK Parti'ye 5 puanlık bir artı getirir. Şartlar ne olursa olsun. Milliyetçi Hareket Partisi'ni eklediğimizde hala iktidarın gelecekte en güçlü adayı Cumhur İttifakı diyebiliriz. MİLLİYETÇİ PARTİLERİN DURUMU VE TERÖRSÜZ TÜRKİYE Yani özellikle Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük devrimi nedir diye soracak olsanız. Terörsüz Türkiye konusunda Milliyetçi Hareket Partisi'nin ve DEM tabanının %85 oranda sürece olumlu bakması Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük devrimidir. Diğer taraftan Cumhur İttifakı'nda AK Parti'nin ve Milliyetçi Hareket Partisi'nin tabanlığı %85 terörsüz Türkiye'ye desteği. DEM'in de %85, Yeniden Refah'ın %40'larda. Acı olan şu var, yani DEM'le beraber siyaset ortaklığı yapmış, sol gelenekten gelen. Ve işte demokrasi, barış, kuruculuk nutukları atan Cumhuriyet Halk Partisi'nin sürece desteği tabanın %33'lerde. Henüz Cumhuriyet Halk Partisi terörsüz Türkiye konusunda çok net bir tutum takınamadığı için tabanı da tereddütlü. Bu toplamda şu an toplumu %60'lı sürece olumlu bakıyor. Cumhuriyet Halk Partisi'nde en ufak bir iyileşme bu oranı %70'lere çıkarabilir. Çok enteresan bir veri daha var. Mesela DEM Partisi'nde %85 olumlu bakıyorlar. O sosyalist sol kesimler %1,5. Hani 85'e 8,5 yapıyor aslında. Kürtler de, yani AK Parti'ye oy veren, DEM'e oy veren, Cumhuriyet Halk Partisi'ne oy veren Kürtler de sürece destek %99. Ben bu veriyi gördükten sonra artık hiçbir güç bu halkı bu süreçten geri döndüremez diye bir kanaate vardım.   Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR #haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
www.eshahaber.com.tr
June 5, 2025 at 12:19 PM
Güncel News press İhsan Aktaş: 27 Mayıs’la “görünmeyen devlet” yeniden inşa edildi #27Mayıs #İhsanAktaş #DarbeninZemini #Dezenformasyon #Türkiye
İhsan Aktaş: 27 Mayıs’la “görünmeyen devlet” yeniden inşa edildi
GENAR Araştırma Yönetim Kurulu Başkanı ve yazar İhsan Aktaş, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Dezenformasyonla Mücadele Topluluğu tarafından düzenlenen “Bir Darbenin Zemini: 27 Mayıs ve Sistematik Dezenformasyon” başlıklı konferansta konuştu. KONFERANSIN TAMAMINA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ Aktaş, 27 Mayıs darbesinin yıl dönümünde gerçekleşen konferansta “Darbeye Giden Yol” başlıklı kapsamlı sunumunda, 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin Türkiye’de yalnızca siyasal rejimi değil, güvenlik ve yönetim paradigmasını da köklü biçimde değiştirdiğini belirtti. Aktaş, “Darbe sadece iktidarı değil, gelecekteki devlet-toplum ilişkilerinin temelini de etkiledi.” ifadesini kullandı. GLADYO ELİYLE NATO’YA ENTEGRE BİR SİSTEM İNŞA EDİLDİ 1960 Anayasası’nın yüzeyde özgürlükçü bir görüntü sunduğunu ancak esas itibarıyla yenilmiş ülkelerin anayasalarına benzediğini dile getiren Aktaş, “Bu anayasa, bir yandan temel hak ve özgürlükleri genişletmiş gibi görünürken, diğer yandan sistemin derin yapısını Gladyo eliyle NATO’ya sıkı biçimde entegre etti.” dedi. Darbe sonrası Türkiye’de Japonya, Almanya ve İtalya gibi NATO üyesi ülkelerdeki paralel yapılanmalardan esinlenen bir devlet organizasyonunun şekillendiğini kaydeden Aktaş, bu yapının “devletin görünmeyen eli”ni yeniden tanımladığını söyledi. ÖĞRENCİ OLAYLARI DARBE SÜRECİNİ TETİKLEDİ Aktaş, 28 Nisan 1960 tarihinde İstanbul Üniversitesi’nde hükümet karşıtı protestolara polis tarafından sert müdahale edildiğini hatırlatarak, olayda Turan Emeksiz’in hayatını kaybettiğini ve ertesi gün gazetelerin “Öğrenciler Doğrandı” manşetiyle çıktığını anlatarak, bu olayın kamuoyunu etkileyerek darbenin meşrulaştırılmasında önemli rol oynadığını vurguladı. Öğrenci olaylarının ertesi günü, yani 29 Nisan’da yaşanan ikinci dalga protestolarda ise Emeksiz’in cenazesinin büyük gösterilere sahne olduğunu ifade eden Aktaş, öğrenciler için İstanbul Üniversitesi’nde anma ve gömme töreni yapılmasının gündeme geldiğini ancak bu fikrin hayata geçirilmediğini belirtti. İNÖNÜ MİTİNGLERDE HEDEF ALINDI Sunumda, 1959 ve 1960 yıllarında dönemin ana muhalefet lideri İsmet İnönü’nün katıldığı mitinglerde hedef alındığı olaylara da yer veren Aktaş, özellikle 1 Mayıs 1959 tarihinde Uşak’ta düzenlenen mitingde İnönü’nün taşlı saldırıya uğradığını, otobüs camlarının kırıldığını ve neredeyse linç edildiğini belirtti. 27 MAYIS SABAHI RADYODAN DUYURULDU 27 Mayıs 1960 sabahı saat 04.36’da radyodan Albay Alparslan Türkeş’in sesiyle duyurulan askeri müdahaleyle Demokrat Parti iktidarına son verildiğini hatırlatan Aktaş, ordunun yönetime el koymasının ardından başlayan sürecin sadece siyasi bir değişim olmadığını, aynı zamanda bir sistem mühendisliğini de beraberinde getirdiğini belirtti. Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Devlet Bakanı Medeni Berk’in 28 Mayıs’ta Yassıada’ya sevk edilirken uçaktan iner inmez dövüldüğünü kaydeden Aktaş, “Yorgun ve perişan halleri, askeri gözetimde gerçekleşecek bir yargı sürecinin nasıl başlayacağının göstergesiydi.” değerlendirmesinde bulundu. 14 Ekim 1960’ta Yassıada’da başlayan davalarda Demokrat Parti mensupları tutuklanarak yargı önüne çıkarıldı. Süreç basında geniş şekilde yer buldu. 16 Eylül 1961 gecesi Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın idam edildiğini belirten Aktaş, Adnan Menderes’in ise sağlık durumundan dolayı infazının 24 saat ertelendiğini, 17 Eylül 1961’de İmralı Adası’nda idam edildiğini söyledi. Aktaş, bu idamların Türkiye’nin demokrasi tarihinde derin etkiler bıraktığını ve yıllar boyu hem iç hem de dış kamuoyunda tartışıldığını kaydetti. Darbe sonrası basına yansıyan haberlerin iki farklı bakışı temsil ettiğini ifade eden Aktaş, “Bir yanda ‘dönemin sona erdiği’, diğer yanda ise ‘toplu cinayet işlendiği’ ifadeleriyle 27 Mayıs’ın hâlâ tartışmalı bir tarihsel olay olduğu görülmektedir.” dedi. Aktaş, “Beyaz İhtilal” gibi ifadelerin ise askeri müdahalenin normalleştirilme çabasına işaret ettiğini belirtti. SİVİL-ASKER DENGESİZLİĞİ SİSTEMLEŞTİRİLDİ Sunumun sonuç bölümünde darbenin yol açtığı başlıca kırılmaları sıralayan Aktaş, şu ifadeleri kullandı: • Demokrasi askıya alındı • Hukuk devleti kırılganlaştı • Medya susturuldu, üniversite bastırıldı • Sivil-asker dengesizliği sistemleştirildi TÜRKİYE BU MÜDAHALE GELENEĞİNİ KIRAMADI? Aktaş, değerlendirme bölümünde darbenin ardından şu soruların bugüne kadar yanıtlanamadığını ifade etti: “Demokrasi kültürü neden işlemedi? Sivil-asker ilişkileri neden bozuldu? Basın neden susturuldu ve yandaşlaştırıldı? Bugün bu süreçlerden hangi dersler çıkarılabilir?” Aktaş, 27 Mayıs darbesinin sadece bir tarihsel olay değil, Türkiye’nin demokrasiyle ilişkisini ve devlet yapısının dönüşümünü belirleyen temel bir eşik olduğunu vurguladı. Kaynak: HABER7.COM#ESHAHABER.COM.TR #haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
www.eshahaber.com.tr
May 28, 2025 at 4:47 PM
Şamil Tayyar’dan sonra, AK Parti’deki en önemli ağırlık merkezlerinden Cihannüma ekibinden İhsan Aktaş, Beştepe’nin danışmanı Mehmet Uçum’u hedef alıyor.
Aktaş, Uçum’un görüşleri için “Paslı vesayet zihniyetinin kalıntısı” diyor.

x.com/ihsanaktas/s...
x.com
x.com
November 16, 2024 at 9:53 PM
@DailySabah: Jews want to kill Jesus Christ a second time - By Ihsan Aktaş @ihsanaktas | DS Column
https://t.co/ev725RqlXa
June 29, 2024 at 4:02 AM