Çünkü acı, egoyu aşındırır.
Ve ego zayıfladığında, kalpte bir boşluk açılır
o boşluğa bazıları Tanrı der,
bazıları hakikat.
Bu boşluk korkutucudur, çünkü anlamın yok olduğu yerdir.
Ama aynı zamanda orası, yeni anlamın doğduğu yerdir.
Çünkü acı, egoyu aşındırır.
Ve ego zayıfladığında, kalpte bir boşluk açılır
o boşluğa bazıları Tanrı der,
bazıları hakikat.
Bu boşluk korkutucudur, çünkü anlamın yok olduğu yerdir.
Ama aynı zamanda orası, yeni anlamın doğduğu yerdir.
“Sevilmeliyim” inancı, bir terk edilmede sarsılır.
Ve kişi fark eder ki, inandığı her şey geçici bir zırhmış.
İşte o an, gerçek bilincin ilk kıvılcımı yanar.
İnsan, ancak sınırlarını gördüğünde,
sınırsız olanı aramaya başlar.
“Sevilmeliyim” inancı, bir terk edilmede sarsılır.
Ve kişi fark eder ki, inandığı her şey geçici bir zırhmış.
İşte o an, gerçek bilincin ilk kıvılcımı yanar.
İnsan, ancak sınırlarını gördüğünde,
sınırsız olanı aramaya başlar.
“Ben sandığım kişi değilim.”
Bu fark ediş, mistik öğretilerde 'benliğin ölümü' olarak geçer.
Bilinç burada çatlar.
Ve bu çatlaklardan hakikat sızar.
Çünkü kimlik dediğimiz şey, geçmişte inşa edilmiş bir hikâyedir.
“Ben sandığım kişi değilim.”
Bu fark ediş, mistik öğretilerde 'benliğin ölümü' olarak geçer.
Bilinç burada çatlar.
Ve bu çatlaklardan hakikat sızar.
Çünkü kimlik dediğimiz şey, geçmişte inşa edilmiş bir hikâyedir.
Prefrontal korteks ile amigdala arasında yeniden bir iletişim oluşur.
Bu, “travma sonrası büyüme” dediğimiz sürecin nörobiyolojik temelidir.
Asıl dönüşüm, benlik algısının sarsılmasıyla başlar.
Prefrontal korteks ile amigdala arasında yeniden bir iletişim oluşur.
Bu, “travma sonrası büyüme” dediğimiz sürecin nörobiyolojik temelidir.
Asıl dönüşüm, benlik algısının sarsılmasıyla başlar.
Beyin, acıdan kaçınacak şekilde evrimleşmiştir çünkü acı, bir tehdit sinyalidir.
Ancak kaçmak istediğimiz şey aynı zamanda bizi dönüştüren şeydir.
Acı, bu yüzden yalnızca bir uyarı değil, bir eşiktir.
Beyin, acıdan kaçınacak şekilde evrimleşmiştir çünkü acı, bir tehdit sinyalidir.
Ancak kaçmak istediğimiz şey aynı zamanda bizi dönüştüren şeydir.
Acı, bu yüzden yalnızca bir uyarı değil, bir eşiktir.
Zaman eğilir solgun bir yalandan.
Kim bilir kaç defa sustum içimde,
Bir kelime doğmadan, kaybolandan.
Şimdi sönüyor içimdeki yangın,
Küllerle konuşur suskunluğum.
Güneş doğar, yıldızlar unutulur,
Perdeler iner, sahne boş kalır sensiz.
Zaman eğilir solgun bir yalandan.
Kim bilir kaç defa sustum içimde,
Bir kelime doğmadan, kaybolandan.
Şimdi sönüyor içimdeki yangın,
Küllerle konuşur suskunluğum.
Güneş doğar, yıldızlar unutulur,
Perdeler iner, sahne boş kalır sensiz.
Gece susar, uyanır bin sır sabahlar.
Zaman dokur ince ince hayalleri,
Bir umut gibi süzülür anılar.
Rüzgar taşır sessizliğin izini,
Kıyılarda söylenmemiş bir türkü,
Gözlerinde kayıp bir mevsim gibi,
Düşer içime sensizliğin hükmü.
Gece susar, uyanır bin sır sabahlar.
Zaman dokur ince ince hayalleri,
Bir umut gibi süzülür anılar.
Rüzgar taşır sessizliğin izini,
Kıyılarda söylenmemiş bir türkü,
Gözlerinde kayıp bir mevsim gibi,
Düşer içime sensizliğin hükmü.
Ve o parçalarda gizlidir cevherin.
Kimi öfkede bulur onu,
kimi yoksunlukta,
kimi bir kayıpta…
Kader, seni gözyaşında ararken
acıyı oraya yerleştirir:
Bir eşik gibi.
Bir ayna gibi.
Bir kor gibi.
Ve der ki sana:
“Yolculuğa da razıysan geç içeri.”
Ve o parçalarda gizlidir cevherin.
Kimi öfkede bulur onu,
kimi yoksunlukta,
kimi bir kayıpta…
Kader, seni gözyaşında ararken
acıyı oraya yerleştirir:
Bir eşik gibi.
Bir ayna gibi.
Bir kor gibi.
Ve der ki sana:
“Yolculuğa da razıysan geç içeri.”
bir gün terk edilir.
Çünkü insan,kolay elde ettiğini unutmaya meyillidir.
Ve kader bir yazgı değil sadece,
bir çağrıdır.
İçinde saklı olan seni ortaya çıkarmak ister.
İşte bu yüzden koyar acıyı kapına.
Çünkü uyanmak
uyanmak bazen kırılmakla başlar.
bir gün terk edilir.
Çünkü insan,kolay elde ettiğini unutmaya meyillidir.
Ve kader bir yazgı değil sadece,
bir çağrıdır.
İçinde saklı olan seni ortaya çıkarmak ister.
İşte bu yüzden koyar acıyı kapına.
Çünkü uyanmak
uyanmak bazen kırılmakla başlar.
bir fark ediştir.
Ve fark etmek zaman alır.
Yalnızlıkta, düşüşte,
kendi çığlığını duymadıkça,
hiçbir dua seni kurtarmaz.
Acı ne seni yargılar,
ne sana acır.
Sadece seni sen yapar.
Kapılar açılır sonra başka bir gökyüzüne.
Sen yürürsün, ama başka bir adımla.
bir fark ediştir.
Ve fark etmek zaman alır.
Yalnızlıkta, düşüşte,
kendi çığlığını duymadıkça,
hiçbir dua seni kurtarmaz.
Acı ne seni yargılar,
ne sana acır.
Sadece seni sen yapar.
Kapılar açılır sonra başka bir gökyüzüne.
Sen yürürsün, ama başka bir adımla.
hiçbir dua seni kurtarmaz!
hiçbir dua seni kurtarmaz!
Ve kaderine ulaşmak isteyen her ruh, önce yanmalıdır, küllerinden yeniden doğmak için.
Geceyle konuşur bazen insan,
Çünkü karanlıkta yankılanır kalbin sesi,
ve sessizliğin içinde,
acının eli omzuna dokunur,
kendisini hatırlatmak için.
Ve kaderine ulaşmak isteyen her ruh, önce yanmalıdır, küllerinden yeniden doğmak için.
Geceyle konuşur bazen insan,
Çünkü karanlıkta yankılanır kalbin sesi,
ve sessizliğin içinde,
acının eli omzuna dokunur,
kendisini hatırlatmak için.
Kimi bir yudum hüzünle başlar yolculuğa,
kimi bir vedayla…
Ama herkes, kaderin kapısında aynı gözle bakar bekçiye.
O sormaz kim olduğunu, neyi hak ettiğini.
Çünkü acı, sınavdır.
Çünkü acı, farkına varıştır.
Çünkü acı, dönüşümdür.
Kimi bir yudum hüzünle başlar yolculuğa,
kimi bir vedayla…
Ama herkes, kaderin kapısında aynı gözle bakar bekçiye.
O sormaz kim olduğunu, neyi hak ettiğini.
Çünkü acı, sınavdır.
Çünkü acı, farkına varıştır.
Çünkü acı, dönüşümdür.
kavrayış içinse bir bilinmeyen.
Ama burada ne savaş vardır, ne bilinecek bir şey.
Sadece bir tür sonsuz rahatlık—
yüzü olmayan ama her yüzün ardında duran,
adı olmayan ama her çağrıda duyulan bir hâl.
kavrayış içinse bir bilinmeyen.
Ama burada ne savaş vardır, ne bilinecek bir şey.
Sadece bir tür sonsuz rahatlık—
yüzü olmayan ama her yüzün ardında duran,
adı olmayan ama her çağrıda duyulan bir hâl.
Gerçek, bir oyun değildir.
O, oyunun bittiği yerdir.
İşte tam orada,
varlık kendi içine döner ve kendinden geçer.
Bir damla, okyanusu hatırladığında değil,
okyanusun kendisi olduğunu fark ettiğinde huzur bulur.
Gerçek, bir oyun değildir.
O, oyunun bittiği yerdir.
İşte tam orada,
varlık kendi içine döner ve kendinden geçer.
Bir damla, okyanusu hatırladığında değil,
okyanusun kendisi olduğunu fark ettiğinde huzur bulur.
Çünkü insan dediğin şey, hep bir yön arar:
Bir doğum, bir ölüm, bir çıkış, bir anlam.
Ama burada yön yoktur.
Çünkü yön, ayrı olmaya dayanır—bir merkezden başka bir merkeze geçmeye.
Fakat burada her şey merkezdir.
Bu yüzden sorular yok olur.
Çünkü insan dediğin şey, hep bir yön arar:
Bir doğum, bir ölüm, bir çıkış, bir anlam.
Ama burada yön yoktur.
Çünkü yön, ayrı olmaya dayanır—bir merkezden başka bir merkeze geçmeye.
Fakat burada her şey merkezdir.
Bu yüzden sorular yok olur.
Gelecek, bir ihtimal olmaktan çıkar.
Geçmiş, bir iz olmaktan öteye geçemez.
Şu an ise ne bir nokta ne bir geçiştir;
şu an artık bir sonsuzluktur, yaşanmayan ama olunan.
Burada arınma yoktur, çünkü kir yoktur.
Gelecek, bir ihtimal olmaktan çıkar.
Geçmiş, bir iz olmaktan öteye geçemez.
Şu an ise ne bir nokta ne bir geçiştir;
şu an artık bir sonsuzluktur, yaşanmayan ama olunan.
Burada arınma yoktur, çünkü kir yoktur.
Ne çağırılır ne beklenir.
Ne doğar ne biter.
Ve var olmak, sonsuz bir suskunluk içinde
her şeyin özü olarak titrer.
İşte bu titreme,
yıldızların içindeki boşluğu da,
bir çocuğun ilk gülüşünü de içine alır.
Ne çağırılır ne beklenir.
Ne doğar ne biter.
Ve var olmak, sonsuz bir suskunluk içinde
her şeyin özü olarak titrer.
İşte bu titreme,
yıldızların içindeki boşluğu da,
bir çocuğun ilk gülüşünü de içine alır.
Ne adın kalır orada,ne geçmişin yankısı.
Ne seni buraya getiren nedenler
ne seni bir yere götürecek arzular.
Burada hiçbir şey tanıdık değildir
ama her şey tarifsiz bir şekilde aşinadır.
Çünkü burası,doğmadan önce bildiğin ama unuttuğun yerdir.
Ne adın kalır orada,ne geçmişin yankısı.
Ne seni buraya getiren nedenler
ne seni bir yere götürecek arzular.
Burada hiçbir şey tanıdık değildir
ama her şey tarifsiz bir şekilde aşinadır.
Çünkü burası,doğmadan önce bildiğin ama unuttuğun yerdir.
anlamın sen olduğunu fark ettiğinde;
artık orası dönüşsüzlük yeridir.
Oraya ulaşan,bir daha hiçbir yere gitmez.
Çünkü ilk kez,hiçbir yerde olmadan her yerde olur.
İşte orası,varlığın kendi suretinden arındığı,
ve sadece olmanın ötesinde olduğu yerdir.
anlamın sen olduğunu fark ettiğinde;
artık orası dönüşsüzlük yeridir.
Oraya ulaşan,bir daha hiçbir yere gitmez.
Çünkü ilk kez,hiçbir yerde olmadan her yerde olur.
İşte orası,varlığın kendi suretinden arındığı,
ve sadece olmanın ötesinde olduğu yerdir.
Çünkü benzemez.
Benzetilen her şey, sınırlıdır.
Oysa bu hâl sınırsızlığın kendi içine çökmüş halidir.
Sadece bir sessiz yankı gibi:
Kendi kaynağından doğan, kendi kaynağına dönen.
Zihin oraya varamaz.
Kalp de orada yönünü yitirir.
Çünkü benzemez.
Benzetilen her şey, sınırlıdır.
Oysa bu hâl sınırsızlığın kendi içine çökmüş halidir.
Sadece bir sessiz yankı gibi:
Kendi kaynağından doğan, kendi kaynağına dönen.
Zihin oraya varamaz.
Kalp de orada yönünü yitirir.
Ne soru kaldı ne arayış.
Ne doğumun coşkusu ne ölümün hüznü.
Yüzeyle derinlik birbirine karıştı.
Yukarı ile aşağı aynı nefeste eridi.
Seninle evren arasındaki çizgi silindi.
Bilinç gölge olmaktan çıkıp,
ışığın kendisinde sonsuzluğa dâhil oldu.
Ne soru kaldı ne arayış.
Ne doğumun coşkusu ne ölümün hüznü.
Yüzeyle derinlik birbirine karıştı.
Yukarı ile aşağı aynı nefeste eridi.
Seninle evren arasındaki çizgi silindi.
Bilinç gölge olmaktan çıkıp,
ışığın kendisinde sonsuzluğa dâhil oldu.
O, ne bir mahkeme salonudur
ne de bir terazisi vardır.
Mazlumun feryadını duymadan
zalimle aynı sabaha uyanır.
Kimi yaşatır hatasızca,
kimi unutturur suçsuzca.
Ve biz, onu kutsar dururuz
her şeyin ilacı sanarak.
Ama zaman ne iyileştirir,
ne affeder,
sadece geçer.
O, ne bir mahkeme salonudur
ne de bir terazisi vardır.
Mazlumun feryadını duymadan
zalimle aynı sabaha uyanır.
Kimi yaşatır hatasızca,
kimi unutturur suçsuzca.
Ve biz, onu kutsar dururuz
her şeyin ilacı sanarak.
Ama zaman ne iyileştirir,
ne affeder,
sadece geçer.
çünkü zaman ne hüküm verir,
ne de vicdan taşır.
O sadece geçer—
haklıyı haksızdan ayırmadan,
yaraları sarmadan,
soruları yanıtlamadan.
Adaleti arıyorsanız,
onu kendi yüreğinizde kurun.
Zaman sadece tanık olur.
çünkü zaman ne hüküm verir,
ne de vicdan taşır.
O sadece geçer—
haklıyı haksızdan ayırmadan,
yaraları sarmadan,
soruları yanıtlamadan.
Adaleti arıyorsanız,
onu kendi yüreğinizde kurun.
Zaman sadece tanık olur.