“Ne tatlı değil mi? Bir ağaç çizelim, bir papatya boyayalım, gökyüzü pırıl pırıl olsun...”
Ama bu sahnenin ardı çok daha karanlık.
Bu bir yasa değil, bir tasma.
“Ne tatlı değil mi? Bir ağaç çizelim, bir papatya boyayalım, gökyüzü pırıl pırıl olsun...”
Ama bu sahnenin ardı çok daha karanlık.
Bu bir yasa değil, bir tasma.
Gerçek antiemperyalist siyaset yok.
Duygularla yönetilen, kolay ikna edilen iktidar çok.
Medya mı? Sahibinin sesi.
Kısacası: "ELVERİŞLİYİZ."
Gerçek antiemperyalist siyaset yok.
Duygularla yönetilen, kolay ikna edilen iktidar çok.
Medya mı? Sahibinin sesi.
Kısacası: "ELVERİŞLİYİZ."
Bu, globalistlerin milyarlarca dolarlık yeni düzen projesi.
Pandemiyi cebinden çıkaracak bir finansal ve ideolojik kıskaca hazırlanıyoruz.
Ve evet — pilot ülke biziz.
Çünkü bizde:
Bu, globalistlerin milyarlarca dolarlık yeni düzen projesi.
Pandemiyi cebinden çıkaracak bir finansal ve ideolojik kıskaca hazırlanıyoruz.
Ve evet — pilot ülke biziz.
Çünkü bizde:
“Sol Belediyecilik ve Neoliberal Kentleşme: Bir Çelişkinin Anatomisi”
— betonun sol yanında saf tutanlar üzerine —
“Sol Belediyecilik ve Neoliberal Kentleşme: Bir Çelişkinin Anatomisi”
— betonun sol yanında saf tutanlar üzerine —
Sol, kendi içindeki sınıfsal yüzleşmeyi yapmadığı sürece; şehir planlaması, emekçi sınıfların yaşam alanları ve mülkiyet meselesi hep yüzeyde kalır. Kutsal metin gibi okunan kitaplar, politik kılavuzluk değil, nostaljik fetiş olur.
Sol, kendi içindeki sınıfsal yüzleşmeyi yapmadığı sürece; şehir planlaması, emekçi sınıfların yaşam alanları ve mülkiyet meselesi hep yüzeyde kalır. Kutsal metin gibi okunan kitaplar, politik kılavuzluk değil, nostaljik fetiş olur.
4. Rantın el değiştirmesi, yapının aynen kalması:
Sorun sadece "kim yönetiyor?" değil, "nasıl yönetiyor?" sorusudur.
4. Rantın el değiştirmesi, yapının aynen kalması:
Sorun sadece "kim yönetiyor?" değil, "nasıl yönetiyor?" sorusudur.
Yollar, metrolar, parklar yapılırken kimin için yapıldığı sorusu sorulmuyor. Kent, orta sınıfa yönelik bir yaşam alanına dönüştürülüyor. Emekçi sınıflar ya dış mahallelere itiliyor ya da görünmez kılınıyor. Bu,
Yollar, metrolar, parklar yapılırken kimin için yapıldığı sorusu sorulmuyor. Kent, orta sınıfa yönelik bir yaşam alanına dönüştürülüyor. Emekçi sınıflar ya dış mahallelere itiliyor ya da görünmez kılınıyor. Bu,
Marx'ın savunduğu, halkın mekânsal yaşama hakkıydı. Ancak bugün sol maskesiyle yönetilen belediyeler, dar gelirli kesimin yaşadığı bölgeleri “kentsel dönüşüm” kisvesiyle tasfiye ediyor. Yerine dikilen rezidanslar,
Marx'ın savunduğu, halkın mekânsal yaşama hakkıydı. Ancak bugün sol maskesiyle yönetilen belediyeler, dar gelirli kesimin yaşadığı bölgeleri “kentsel dönüşüm” kisvesiyle tasfiye ediyor. Yerine dikilen rezidanslar,
Sol söylemle seçilen bazı yerel yönetimler, özelleştirmeye karşı gibi görünürken, belediye iştirakleri aracılığıyla şirketleştirmeyi yeniden üretiyor.
Sol söylemle seçilen bazı yerel yönetimler, özelleştirmeye karşı gibi görünürken, belediye iştirakleri aracılığıyla şirketleştirmeyi yeniden üretiyor.
Şimdi sana sorayım: Bu kafa ile kamuculuk yapılır mı?
Ya da kent, halk için mi planlanır; yoksa imar planı, sermaye için mi yazılır?
Şimdi sana sorayım: Bu kafa ile kamuculuk yapılır mı?
Ya da kent, halk için mi planlanır; yoksa imar planı, sermaye için mi yazılır?
Bu durumda ortaya çıkan tablo şudur:
Bu durumda ortaya çıkan tablo şudur:
Bu, solun kendi iç çelişkisidir: Bir yandan “rant düzeni”ne karşı olduklarını söyleyip, diğer yandan o rant düzeninin temsilcisiyle devlete karşı sokak siyasetini kutsamak. Yani “devlet kötüdür, ama bizimkiler ranttan yiyorsa sorun yok”
Bu, solun kendi iç çelişkisidir: Bir yandan “rant düzeni”ne karşı olduklarını söyleyip, diğer yandan o rant düzeninin temsilcisiyle devlete karşı sokak siyasetini kutsamak. Yani “devlet kötüdür, ama bizimkiler ranttan yiyorsa sorun yok”
Ancak mesele şu:
Ancak mesele şu:
Aksi takdirde, sol yalnızca yöneten olarak değil,
sistemin yeniden üreticisi olarak anılacaktır.
Ve Marx, bir kez daha duvardan bakacaktır:
“Bu sefer halkı değil, kendinizi kandırdınız.”
Aksi takdirde, sol yalnızca yöneten olarak değil,
sistemin yeniden üreticisi olarak anılacaktır.
Ve Marx, bir kez daha duvardan bakacaktır:
“Bu sefer halkı değil, kendinizi kandırdınız.”
2. Kent hizmetleri sınıfsal eşitsizliği azaltmalıdır.
3. Planlama, sermayeye göre değil, toplumsal ihtiyaca göre yapılmalıdır.
4. Kentsel dönüşüm değil, kentsel onarım esas olmalıdır.
5. Şirketleşmiş kamu değil,
2. Kent hizmetleri sınıfsal eşitsizliği azaltmalıdır.
3. Planlama, sermayeye göre değil, toplumsal ihtiyaca göre yapılmalıdır.
4. Kentsel dönüşüm değil, kentsel onarım esas olmalıdır.
5. Şirketleşmiş kamu değil,
Eğer sol, kentleri gerçekten halk için dönüştürmek istiyorsa,
şu beş ilkeye sarılmalıdır:
Eğer sol, kentleri gerçekten halk için dönüştürmek istiyorsa,
şu beş ilkeye sarılmalıdır:
Ama bunu yapmaz. Çünkü düzenle çatışmak yerine,
düzenin içinde alan kaplamayı seçer.
Ve bu tercih, Marx’ın tarif ettiği “devrimci yıkım”ın değil,
“reformist uzlaşma”nın izdüşümüdür.
Ama bunu yapmaz. Çünkü düzenle çatışmak yerine,
düzenin içinde alan kaplamayı seçer.
Ve bu tercih, Marx’ın tarif ettiği “devrimci yıkım”ın değil,
“reformist uzlaşma”nın izdüşümüdür.