...daha son sözü söylemedi hayat!
belki yarınlar, mutlu sonlar var.
yeniden başlamak yorar insani;
ama sonunda kavuşmak, mutlu olmak var...
nazım hikmet
...daha son sözü söylemedi hayat!
belki yarınlar, mutlu sonlar var.
yeniden başlamak yorar insani;
ama sonunda kavuşmak, mutlu olmak var...
nazım hikmet
yağmur çiseliyor,
beyaz ve çıplak mürted ayaklarının
ıslak ve karanlık toprağın üstünde koşması gibi.
It's drizzling,
like the white and bare feet of apostates running on the wet and dark earth.
yağmur çiseliyor,
beyaz ve çıplak mürted ayaklarının
ıslak ve karanlık toprağın üstünde koşması gibi.
It's drizzling,
like the white and bare feet of apostates running on the wet and dark earth.
yağmur çiseliyor,
korkarak
yavaş sesle
bir ihanet konuşması gibi.
It's drizzling,
fearfully,
in a low voice,
like a conversation about betrayal.
yağmur çiseliyor,
korkarak
yavaş sesle
bir ihanet konuşması gibi.
It's drizzling,
fearfully,
in a low voice,
like a conversation about betrayal.
seni seviyorum,
ama nasıl?
kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beşyüz
yüzde hudutsuz kere yüz...
I love you,
but how?
miles deep, miles straight,
one hundred percent, fifteen hundred percent
unlimited times one hundred percent...
seni seviyorum,
ama nasıl?
kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beşyüz
yüzde hudutsuz kere yüz...
I love you,
but how?
miles deep, miles straight,
one hundred percent, fifteen hundred percent
unlimited times one hundred percent...
seni seviyorum,
ama nasıl?
avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya,
çıldırasıya...
I love you,
but how?
Squeezing my heart like a piece of glass in my hands,
making my fingers bleed,
until it shatters,
until I go mad...
seni seviyorum,
ama nasıl?
avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya,
çıldırasıya...
I love you,
but how?
Squeezing my heart like a piece of glass in my hands,
making my fingers bleed,
until it shatters,
until I go mad...
Benim aklım fikrim sende,
Senin gelişinde,
Seni ne zaman göreceğim de,
Seni nasıl göreceğim de,
Beni görür görmez ne diyeceğinde.
~ Nazım Hikmet Ran
Benim aklım fikrim sende,
Senin gelişinde,
Seni ne zaman göreceğim de,
Seni nasıl göreceğim de,
Beni görür görmez ne diyeceğinde.
~ Nazım Hikmet Ran
Hâlâ bir parçam ona bakmayı özlüyordu.
A part of me still longed to look at him.
Hâlâ bir parçam ona bakmayı özlüyordu.
A part of me still longed to look at him.
Yüz nesildir dünyada geziniyordum ama hâlâ çocuktum.
I had been wandering the world for a hundred generations, yet I was still a child.
Yüz nesildir dünyada geziniyordum ama hâlâ çocuktum.
I had been wandering the world for a hundred generations, yet I was still a child.
Asıl hissettiğin nedir? Gözlerini kapatıp düşün.
What do you really feel? Close your eyes and think.
Asıl hissettiğin nedir? Gözlerini kapatıp düşün.
What do you really feel? Close your eyes and think.
Yüreklerimizde gerçekte ne olduğunu bilinseydi kaçımız affedilirdi?
If only the true nature of our hearts were known, how many of us would be forgiven?
Yüreklerimizde gerçekte ne olduğunu bilinseydi kaçımız affedilirdi?
If only the true nature of our hearts were known, how many of us would be forgiven?
Yakıcı bir andan diğerine geçerek yaşayacaktım.
I would live by moving from one agonizing moment to the next.
Yakıcı bir andan diğerine geçerek yaşayacaktım.
I would live by moving from one agonizing moment to the next.
Yaşamak acı çekmektir ve hayatta kalmak acıda bir anlam bulmaktır.
To live is to suffer, and to survive is to find meaning in suffering.
Yaşamak acı çekmektir ve hayatta kalmak acıda bir anlam bulmaktır.
To live is to suffer, and to survive is to find meaning in suffering.
Mutluluğun peşinde koşulamaz , o kendiliğinden ortaya çıkmalıdır.
Mutluluğun peşinde koşulamaz , o kendiliğinden ortaya çıkmalıdır.
Mutluluğun peşinde koşulamaz , o kendiliğinden ortaya çıkmalıdır.
Mutluluğun peşinde koşulamaz , o kendiliğinden ortaya çıkmalıdır.
Çok önemsiz bir ayrıntı bile sevinçlerin en büyüğünü yaratabilir.
Even the most insignificant detail can create the greatest joy.
Çok önemsiz bir ayrıntı bile sevinçlerin en büyüğünü yaratabilir.
Even the most insignificant detail can create the greatest joy.
Oysa benim sana, düşlerimden başka verebilecek bir şeyim yoktu.
But all I had to offer you were my dreams.
Oysa benim sana, düşlerimden başka verebilecek bir şeyim yoktu.
But all I had to offer you were my dreams.
Ben de düşünüyorum, dolayısıyla varım, ama kimim?
I think, therefore I am, but who am I?
Ben de düşünüyorum, dolayısıyla varım, ama kimim?
I think, therefore I am, but who am I?
güzel ay;
ben senin ışığını çok seviyorum!
Beautiful moon; I love your light so much!
güzel ay;
ben senin ışığını çok seviyorum!
Beautiful moon; I love your light so much!
Dünyayı gezmeye çıktım.
Siz de adınızı söyleyin tanışalım.
I've set out to travel the world. Tell me your name so we can get acquainted.
Dünyayı gezmeye çıktım.
Siz de adınızı söyleyin tanışalım.
I've set out to travel the world. Tell me your name so we can get acquainted.
Dünya o kadar büyük bir yer ki, her tarafını gezmen mümkün değil."
"Olsun. Gidebildiğim yere kadar gitmek istiyorum...
"The world is such a big place that it's impossible to travel all over it."
"That's okay. I want to go as far as I can."
Dünya o kadar büyük bir yer ki, her tarafını gezmen mümkün değil."
"Olsun. Gidebildiğim yere kadar gitmek istiyorum...
"The world is such a big place that it's impossible to travel all over it."
"That's okay. I want to go as far as I can."