Ve sonunda…
Geceyi duyanlar sabahı bir başka yaşar.
Çünkü geceyle yüzleşen ruhlar, ışığa daha hazırdır.
Gece, zihinle değil; bilinçle konuşur.
Duyanlara selam olsun.
Devamı gelecek…
Bu klişe bir kişisel gelişim yazısı değil.
Bu bir hatırlama.
#kişiselgelişim #farkındalık #modernpsikoloji
Ve sonunda…
Geceyi duyanlar sabahı bir başka yaşar.
Çünkü geceyle yüzleşen ruhlar, ışığa daha hazırdır.
Gece, zihinle değil; bilinçle konuşur.
Duyanlara selam olsun.
Devamı gelecek…
Bu klişe bir kişisel gelişim yazısı değil.
Bu bir hatırlama.
#kişiselgelişim #farkındalık #modernpsikoloji
Her şeyi düşünmek zorunda hissetmen, zihinsel bir zekâdan çok varoluşsal bir güvensizliktir.
Zihin, kontrol edemediğini çözmeye çalışır.
Ama bazı şeyler çözülmek için değil, hissedilip geçmek içindir.
Ve bu gerçeği kabul etmek, büyük bir iyileşmenin reçetesidir.
Her şeyi düşünmek zorunda hissetmen, zihinsel bir zekâdan çok varoluşsal bir güvensizliktir.
Zihin, kontrol edemediğini çözmeye çalışır.
Ama bazı şeyler çözülmek için değil, hissedilip geçmek içindir.
Ve bu gerçeği kabul etmek, büyük bir iyileşmenin reçetesidir.
Değişim, onay arıyorsa pazarlamaya dönüşür.
Oysa gerçek dönüşüm kendiliğinden gelir.
Çünkü bilinç genişlediğinde, artık anlatma ihtiyacı da söner.
Kendine dönüşen insan içerideki tanıklığı yeterli bulur.
Ve bu yüzden, en şık değişim alkış beklemez, kendi frekansını üretir.
Değişim, onay arıyorsa pazarlamaya dönüşür.
Oysa gerçek dönüşüm kendiliğinden gelir.
Çünkü bilinç genişlediğinde, artık anlatma ihtiyacı da söner.
Kendine dönüşen insan içerideki tanıklığı yeterli bulur.
Ve bu yüzden, en şık değişim alkış beklemez, kendi frekansını üretir.
Büyümek, ileri gitmek değildir.
Çünkü “ilerlemek” fikri bile sana öğretilmiş bir yön duygusudur.
Gerçek dönüşüm belli bir istikamete giderek değil, dar gelen kimliği sessizce terk edebildiğinde gelir.
Ve bazen gelişim, ileri gitmek değil; artık olmayan bir versiyonunu bırakmaktır.
Büyümek, ileri gitmek değildir.
Çünkü “ilerlemek” fikri bile sana öğretilmiş bir yön duygusudur.
Gerçek dönüşüm belli bir istikamete giderek değil, dar gelen kimliği sessizce terk edebildiğinde gelir.
Ve bazen gelişim, ileri gitmek değil; artık olmayan bir versiyonunu bırakmaktır.
Bazı duygular seni parçalamaz; sadece artık hangi kimliği taşıyamadığını gösterir.
Çünkü insan, değişmek istemez; kabuğuyla özdeşleşmiştir.
Ama ruh, biçim değiştirir.
Ve bazen hissettiklerin, benliğin değil, o eski biçimin çözülme sancısıdır.
Her doğum da sancıyla gelir.
Bazı duygular seni parçalamaz; sadece artık hangi kimliği taşıyamadığını gösterir.
Çünkü insan, değişmek istemez; kabuğuyla özdeşleşmiştir.
Ama ruh, biçim değiştirir.
Ve bazen hissettiklerin, benliğin değil, o eski biçimin çözülme sancısıdır.
Her doğum da sancıyla gelir.
Başkasıyla kurduğun her bağ, sana senin nerenin hâlâ kapanmamış olduğunu gösterir.
Yakınlık sadece bir konfor değil, bir aynadır da.
Kendini taşıyamayan biri, yakınını da taşkınlıkla ezer.
Ve buna çoğu zaman “aşk” denir, oysa bu çoğunlukla gerçek aşk değil, taşan yaradır.
Başkasıyla kurduğun her bağ, sana senin nerenin hâlâ kapanmamış olduğunu gösterir.
Yakınlık sadece bir konfor değil, bir aynadır da.
Kendini taşıyamayan biri, yakınını da taşkınlıkla ezer.
Ve buna çoğu zaman “aşk” denir, oysa bu çoğunlukla gerçek aşk değil, taşan yaradır.
Hayatın seni sınadığını düşündüğün yerler, aslında en çok sana seni gösterdiği anlardır.
Kırıldığın kişi, bastırdığın yanını tetiklemiş olabilir.
Sen o an incindiğini sanarsın, ama sadece kendinle karşılaşmışsındır.
Evren saldırmaz, hatırlatır.
Ve bu bir saldırı değil, davettir: Kendine bak.
Hayatın seni sınadığını düşündüğün yerler, aslında en çok sana seni gösterdiği anlardır.
Kırıldığın kişi, bastırdığın yanını tetiklemiş olabilir.
Sen o an incindiğini sanarsın, ama sadece kendinle karşılaşmışsındır.
Evren saldırmaz, hatırlatır.
Ve bu bir saldırı değil, davettir: Kendine bak.
Bazen peşinden sürüklendiğin insanlar değil, onların gözünde kurduğun kimliktir.
Çünkü insan, kendini başkasının algısıyla inşa ettiğinde, fark etmeden bir yansımanın mahkûmu olur.
Gerçek özgürlük, seni sevsinler diye giydiğin kişiliği sessizce çıkarabildiğin anda başlar.
Bazen peşinden sürüklendiğin insanlar değil, onların gözünde kurduğun kimliktir.
Çünkü insan, kendini başkasının algısıyla inşa ettiğinde, fark etmeden bir yansımanın mahkûmu olur.
Gerçek özgürlük, seni sevsinler diye giydiğin kişiliği sessizce çıkarabildiğin anda başlar.
Bazı düşünceler sana aitmiş gibi hissettirir; çünkü onları sorgulamadan ezberledin.
Ve şimdi “ben böyleyim” dediğin şey, belki de bir başkasının seni sabote eden cümlesidir.
Gerçek dönüşüm, kendini değiştirmekle değil; kimin sesini taşıdığını anlamak ve onun üzerine inşa etmekle başlar.
Bazı düşünceler sana aitmiş gibi hissettirir; çünkü onları sorgulamadan ezberledin.
Ve şimdi “ben böyleyim” dediğin şey, belki de bir başkasının seni sabote eden cümlesidir.
Gerçek dönüşüm, kendini değiştirmekle değil; kimin sesini taşıdığını anlamak ve onun üzerine inşa etmekle başlar.
Hayatının “normal” akıyor olması, ruhunun da aynı seyirde gittiği anlamına gelmez.
Sistem, senin tıkanmanı “işleyen düzen” diye pazarlamayı çok iyi bilir.
Ve sen, buna “hayat bu işte” demeye alıştırılmışsındır.
Dünyaya hizmet ettiğin kadar kendine de hizmet etmeyi unutma.
Hayatının “normal” akıyor olması, ruhunun da aynı seyirde gittiği anlamına gelmez.
Sistem, senin tıkanmanı “işleyen düzen” diye pazarlamayı çok iyi bilir.
Ve sen, buna “hayat bu işte” demeye alıştırılmışsındır.
Dünyaya hizmet ettiğin kadar kendine de hizmet etmeyi unutma.
Bazen çözüm aradığın şey çözülmez, çünkü aslında o şeyin çözülmesi gerekmez.
Zihin, bazı soruları cevaplamadan bırakır çünkü cevap bilinç seviyesinin üstündedir.
Zihnimiz bize der ki: “Bazı şeyler çözülmeyi değil, demini almayı bekler.
Ve bazen oluruna bırakmak çözümün ta kendisidir.”
Bazen çözüm aradığın şey çözülmez, çünkü aslında o şeyin çözülmesi gerekmez.
Zihin, bazı soruları cevaplamadan bırakır çünkü cevap bilinç seviyesinin üstündedir.
Zihnimiz bize der ki: “Bazı şeyler çözülmeyi değil, demini almayı bekler.
Ve bazen oluruna bırakmak çözümün ta kendisidir.”
“Kendimi geliştirmeliyim” cümlesi, bazen gizli bir itirafın üzerini örter:
“Olduğum hâl beğenilmeye yeterli değil.”
Ve bu fark edilmeden sürdüğünde, her gelişim adımı bir değersizlik kıyafetine dönüşür.
Modern çağ insanının artık daha fazla gelişmeye değil, dönüşmeye ihtiyacı vardır.
“Kendimi geliştirmeliyim” cümlesi, bazen gizli bir itirafın üzerini örter:
“Olduğum hâl beğenilmeye yeterli değil.”
Ve bu fark edilmeden sürdüğünde, her gelişim adımı bir değersizlik kıyafetine dönüşür.
Modern çağ insanının artık daha fazla gelişmeye değil, dönüşmeye ihtiyacı vardır.
Bazı insanlar dışarıdan çok sakin görünür.
Çünkü içerideki yangını bastırmayı öğrenmişlerdir.
Ama bastırmak, çözüm değildir. Yangını içe gömmek, sadece sessiz bir infilakı ertelemektir.
Öfkeni kontrol et, ama tepkisizliği normalleştirerek içinde sessiz bir volkan da büyütme.
Bazı insanlar dışarıdan çok sakin görünür.
Çünkü içerideki yangını bastırmayı öğrenmişlerdir.
Ama bastırmak, çözüm değildir. Yangını içe gömmek, sadece sessiz bir infilakı ertelemektir.
Öfkeni kontrol et, ama tepkisizliği normalleştirerek içinde sessiz bir volkan da büyütme.
İnsanların seni anlamaması, senin yanlış olman değil, çoğu zaman onların derinlikten uzak olmasıdır.
Yüzeyde boğulanlar, derinliği tehlike sanır.
Derinliği göze alamayan kimsenin senin boyutunda olmadığını, dolayısıyla onların anlayışına ihtiyacın olmadığını iyi bilmelisin.
İnsanların seni anlamaması, senin yanlış olman değil, çoğu zaman onların derinlikten uzak olmasıdır.
Yüzeyde boğulanlar, derinliği tehlike sanır.
Derinliği göze alamayan kimsenin senin boyutunda olmadığını, dolayısıyla onların anlayışına ihtiyacın olmadığını iyi bilmelisin.
Kimi zaman kendinle baş başa kalma pratiği yapmak bir yalnızlaşma değil;
içsel arınmanın sessiz ritüelidir.
Bu içsel arınma da beraberinde kendinle kalabilmeye alışmayı, ardından da kendinleşmeyi getirir.
Ve kendinleşebilmek, kalabalıklarla dolu bir hayattan daha büyük bir ustalıktır.
Kimi zaman kendinle baş başa kalma pratiği yapmak bir yalnızlaşma değil;
içsel arınmanın sessiz ritüelidir.
Bu içsel arınma da beraberinde kendinle kalabilmeye alışmayı, ardından da kendinleşmeyi getirir.
Ve kendinleşebilmek, kalabalıklarla dolu bir hayattan daha büyük bir ustalıktır.
Toplumun “mantıklı” sandığı pek çok şeyi sorgulamak normal dışılık değil üst düzey bir insan olmaktır.
Sürüden ayrılanlar, yalnızlığa değil, yüksekliğe çıkar.
Ama yükseklik, herkesin göze alabileceği bir manzara değildir.
Toplumun “mantıklı” sandığı pek çok şeyi sorgulamak normal dışılık değil üst düzey bir insan olmaktır.
Sürüden ayrılanlar, yalnızlığa değil, yüksekliğe çıkar.
Ama yükseklik, herkesin göze alabileceği bir manzara değildir.
Bazen kaygı duymazsın; sadece sana uygun olmayan bir rolü fazla uzun süre oynadığın için tükenmişsindir.
Ruh, yabancı kimlikleri taşıdıkça ağırlaşır.
Ve ara ara da kendi dinginliğine çekilmek ister.
Bazen kaygı duymazsın; sadece sana uygun olmayan bir rolü fazla uzun süre oynadığın için tükenmişsindir.
Ruh, yabancı kimlikleri taşıdıkça ağırlaşır.
Ve ara ara da kendi dinginliğine çekilmek ister.
Zihnin, dayatılmış normlara göre kodlanmışsa; ruhunla senkron tutamaz.
Ve bu uyumsuzluk, modern insanın ortak melodisidir: Anksiyete.
Sanki bozuk bir parçan varmış gibi hissedersin. Halbuki sen bundan ibaret değilsin.
Zihnin, dayatılmış normlara göre kodlanmışsa; ruhunla senkron tutamaz.
Ve bu uyumsuzluk, modern insanın ortak melodisidir: Anksiyete.
Sanki bozuk bir parçan varmış gibi hissedersin. Halbuki sen bundan ibaret değilsin.
Seni yetersiz hissettiren sistem, aynı zamanda sana “gelişim” adıyla eksiklik satar.
Ve sen bu kısır döngüde, kendini geliştirdiğini sanırsın.
Halbuki her adımın daha da tükenmiş, daha da başkalaşmış halinedir.
Seni yetersiz hissettiren sistem, aynı zamanda sana “gelişim” adıyla eksiklik satar.
Ve sen bu kısır döngüde, kendini geliştirdiğini sanırsın.
Halbuki her adımın daha da tükenmiş, daha da başkalaşmış halinedir.
Toplumun “başarı” dediği şeyin büyük bir kısmı, yalnızca kronik bir onay açlığının cilalı paketidir.
Tebriklere bağımlı bir ego, içsel tatminle değil; dışarıdan gelen alkışla beslenir.
Ama susuz bir ruha tuz içirmek gibi… Seni daha da kurutur.
Toplumun “başarı” dediği şeyin büyük bir kısmı, yalnızca kronik bir onay açlığının cilalı paketidir.
Tebriklere bağımlı bir ego, içsel tatminle değil; dışarıdan gelen alkışla beslenir.
Ama susuz bir ruha tuz içirmek gibi… Seni daha da kurutur.